Ana Sayfa Yazarlar Adalet yerine gelse de sorunlar bitmiş olmuyor!

Adalet yerine gelse de sorunlar bitmiş olmuyor!

80
PAYLAŞ

Temel bir kuralı peşinen hatırlatayım da, yazıma öyle devam edeyim: ‘geciken adalet, adalet değildir!’

Can Dündar ile Erdem Gül’ün, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararının ardından serbest bırakılmış bulunmaları, hukuk açısından yerinde olduğu gibi, vicdanlar açısından da isabetli bir durumu teşkil etmiştir.
Ancak, bu kararla birlikte adı geçenler için tazminat davası açılabilmesinin yolu da açılmıştır. Kullanacaklar mı bilemem. Kendilerine kalmıştır bu karar.
Bu satırların yazarı, zamanında Balyoz Davası ile ilgili olarak mahkemenin inanılmaz sürelerle hapis cezalarına hükmettiği gün, o davanın sonuçta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AHİM) kadar uzanacağını ve büyük miktarlarda tazminatlara hükmedileceğini, dolayısıyla, vatandaşın cebinden bu tazminatların çıkacağını belirtmiş ve ödenecek bu tazminatlara karşılık gelenkişisel vergi borcundan bu meblağın düşülmesi gerektiğini ifade etmişti.
Türkiye’de hukukun gereğinin, hâkimlerin siyasi görüşlerine bağlı kalmaksızın gerçekleştirilmesi açısından verilen kararların, devlet aleyhine bir maddi tazminata hükmedilmesi durumunda kendilerinden istenmesine ihtiyaç hissettirdiği ortadadır. Başka bir medeni ülkede dile getirilmesine gerek bulunmayan bu kavram, hukukun büyük oranda erozyona uğratılmış bulunduğu ülkemiz açısından ne yazık ki elzemdir.
Esasen, mahkemelerimizin yükünün, kaldırabileceklerinin de ötesinde bir ağırlık taşıdığını teslim de etmez isek haksızlık yapmış oluruz. Bu nedenle birçok davanın yıllar aldığı da bir gerçektir. İşin kötüsü, sadece bu dönem değil, geçmişte de hemen her hükümet döneminde vatandaşlara yönelik haksız yaptırımlara karşı yapılan hukuki itirazların sonuçlanması, bazı durumlarda şikâyetçinin ölümünden sonra ancak gerçekleşebilmektedir. Bu uzun zaman zarfında şikâyetçinin sadece kendisi değil, ailesi de mağdur durumda bırakılmaktadır. Kısacası, sonuçta haklı bile çıkılsa, idarenin haksız kararlarının uzun süreyle cezalandırıcı bir nitelik taşıdığı açıktır.
Dolayısıyla, hükümetin icraatlarına karşı açılabilecek davaların, bu konuda özel olarak yetkilendirilmiş mahkemelerde görülmesine ve haksız bir karara hükmedilmesi durumunda, devlet aleyhine daha sonra hükmedilecek tazminatların, o kararı veren hâkim heyetinden talep edilmesi yerinde olacaktır. Bu sayede davalar hem daha çabuk görülecek, hem de hâkimlerin, siyasi görüşlerini verdikleri kararlara yansıtmalarının önü alınacaktır.
Diyeceksiniz ki, bu işle görevli mahkemeler esasen vardır. Doğrudur, İdari Mahkemelerin asli görevleri bu olmakla birlikte, hukuki sürecin uzunluğu ve hâkimlerin vatandaştan ziyade devleti kollayan tutumları, sonuçta haklı bile çıkılsa, vatandaşı çileden çıkarabilmektedir.
Ne dersiniz? Devlet vatandaşı para cezalarıyla terbiye ederken, hâkimleri de aynı şekilde terbiye edemez mi?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam