Ana Sayfa Yazarlar Acımızı içimize gömerek…

Acımızı içimize gömerek…

93
PAYLAŞ

Geçtiğimiz hafta, sekiz ayı aşkın bir zamandır içinde savrulduğumuz terör sarmalında derin bir şok yaşadık. Ankara’da gerçekleşen ve askeri servis aracını hedef alarak 28 kişinin yaşamını yitirdiği patlamanın acısı yüreğimizi derinden yaktı. Eli kanlı terör örgütünün gerçekleştirdiği saldırıda sonsuzluğa uğurlanan canlarımıza Allah’tan rahmet dileyip, neden olanları da yine yüce tanrıya havale ettiğimizi belirterek başlamak istiyorum sözlerime…
Bu ve benzeri vahşetlerin artık son bulmasını dileyip, acımızı içimize gömerek işimize, yine geçtiğimiz haftaya ve Fenerbahçe ile Galatasaray’ın Avrupa macerasında oynadıkları maçlara dönmek istiyorum.

UEFA Avrupa Ligi son 32 grubunda ilk maçına çıkan Fenerbahçe, şu sıralar hayli gergin bir ilişki içinde olduğumuz Rusya’nın Lokomotiv Moskova takımı karşısında Kadıköy’de ilk maçına çıktı. Rakibiyle, ‘Kedinin fareyle oynadığı gibi’ oynayan Sarı Lacivertli takım, kelimenin tam karşılığı olarak sahayı dar etti Moskovalı oyunculara. Maçı 2-0 kazanan Fenerbahçe, eğer şansı biraz yerinde olsaydı, 5-6 gol atıp, rövanşa U 21 takımını bile gönderebilirdi. Maçın tamamında ve sahanın her yerinde ezici bir üstünlük ortaya koyan Pereira’nın öğrencileri turun kapısını aralayarak doksan dakikayı tamamladı.
İlk turda Beşiktaş’la birlikte H grubunda mücadele eden ve ilk sırada yer alıp, Fenerbahçe’yle eşleşen ’lı futbolcuların çaresizliği maç içerisinde net bir biçimde gözleniyordu.
Burada bir şeyin altını çok net bir biçimde çizmek gerek. Kadıköy Fenerbahçe Ülker Stadı’nın zeminine ayak basan tüm Fenerbahçeli oyuncularda, büyük bir kararlılık ve hırs patlaması vardı. Kazanmak, hem de rakibi ‘boğarak’ kazanmak arzusu adeta gözlerinden akıyordu. Nitekim, bu sezon hiçbir maçta görülmeyen arzu ve istek patlamasıyla kazandılar. Büyük bir aksilik yaşamamaları halinde rövanşta da sıkıntı yaşamayacaklarını sanıyorum.
Galatasaray da, Şampiyonlar Ligi C grubunda Atletico Madrid ve Benfica’nın arkasından üçüncü olarak, geldiği UEFA Avrupa Ligi son 32 grubu ilk maçında, İtalya’nın Lazio takımını TT Arena’da ağırladı. Bu sezon Avrupa’da yenilgi yüzü görmeyen Lazio karşısında 1-1 berabere kalan Cimbom avantaj sağlayamadı. Bu skora sanırım iki farklı biçimde bakılabilir. Bir taraftan bakıldığında; Yenemiyorsan yenilmeyecek ve umudunu rövanş maçına bırakacaksın. Bir diğer taraftan bakarak ta, evinde gollü berabere kaldığın için, orada yani Roma’da gol bulmak zorundasın. Yani kalene duvar örüp önünde 11 kişi nöbet tutup geçit vermesen, maç başladığı gibi bitse eleniyorsun. İşte olayın bu yanı düşündürücü… Yani mecbursun, gol bulmak zorundasın. Açık konuşmak gerekirse, ben Galatasaray’ın yediği golle işi zora soktuğunu düşünüyorum. Ancak tabi ki, her şey bitmiş değil. Orada ortaya konacak akıllı bir oyun anlayışıyla bulunacak bir gol her şeyi tersine çevirecektir. Galatasaray bu işi yapmış, her zaman da yapabilecek bir camiadır.
Evet, her iki takımımızın da şansları bol olsun diyelim ve rövanşta Fenerbahçe ve Galatasaray’a başarılar diyelim.
Kalın sağlıcakla…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam