Açılsın dosyalar, alınsın istifalar!

0
269

Seçimle gelen Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek’in hangi gerekçeyle görevinde ayrılıyor, neden istifa ediyor konusu gizemini yıllarca koruyacaktır ama öncelikle bu “dosya” konusuna açıklık getirilmeli.

Bugün en kolay iş, bir belediye başkanı hakkında dosya hazırlamak. Başkanların illâki bir yerlerde “gözden kaçan” bir yanlış kararı, açığı, usulsüzlüğü vardır. Hiç olmadı, bir mal ve hizmet alımlarında bir şey bulunur. Ya da “vardır” denilip sonu gelmeyen soruşturmalar, incelemeler açılabilir. Geçmişten gelen bir ihbar bile dosya hazırlamaya yeter, artar.

Ancak gelinen noktada Belediye Başkanlarına yönelik “istifa etmezsen dosyan hazır” ya da “hazırlarız” gibi söylemler, bize göre tehdide, şantaja dönüştü. Madem “hazır dosya” ya da “hazırlanacak dosya” var, bugüne kadar neden işlem yapılmadı, ilgili yerlere intikal etmedi de “istifa etmem” denilince gündeme getiriliyor?
İstifa ederlerse, bu dosyalar rafa mı kaldırılacak, yırtılıp atılacak mı? Ya da sürekli tepelerinde mi sallandırılacak, “açma ağzını, açarım dosyanı” mı denilecek?
Ankara’nın şehir efsanesi olan, en yaygın, en çok sevilen dedikodusu “efendim Gökçek’in elinde de dosyalar varmış” lafıdır. Nasıl yani? Koca Belediye Başkanı “gün gelir lazım olur” diyerek devlet büyükleri, kendi partilileri, siyasi rakipleri hakkında fişleme mi yapıyor? Bir siyasinin talepleri, ricaları kayıt altına mı alınıyor? “İstifa et” denince o da “ben sana zamanında şu kıyağı yaptım, bak açarım dosyanı, oynatırım kasetini mahvolursun” mu diyor? Söylentisi, gerçeğinden kötü.
Gelinen bu noktadan sonra “dosya filan yok, partimim yüce çıkarları, milli irade, emir büyük yerden” deyip işi geçiştirmek yetmez. Varsa, iddia, kabahat, suç dosyaları açıklanmalı, hiç kimse zan altında bırakılmamalı.

Bu tür dosya savaşından kim karlı çıkar, kim zarar görür bilmeyiz ama “Gökçek vakası” Türk siyasi ve demokrasi tarihinde yeni bir dönemin başlangıcıdır.
“İstifa et, etmem, edeceksin, etmiyorum, sen görevden al, bak sonuçları ağır olur” tarzı, gelecekte özgür iradeye dayalı belediye başkanı seçimi yapılmasına gerek bırakmıyor artık. “Ben seçtirdim, ben görevden alırım” politikası, bundan sonra seçileceklerin önünde “model” olarak duracaktır.
“Terör bağlantısı ve diğer yüz kızartıcı suçları” anlarız ama bundan sonra “kaşını üzerinde gözün var, tipini beğenmedim, istenmiyorsun artık, arkanı dön ve çık” denilip belediye başkanları istifaya zorlanabilir.” Bak, Topbaş, Gökçek gibi isimler bile gitti, sen ne bekliyorsun, bırak makamı, efendice git” baskısı yapılabilir.
O zaman seçime gerek yok, üst düzey bürokratları gibi belediye başkanlığı için doğrudan atama yapılsın, aynı şekilde görevden alınsın, bu iş bitsin. Vatandaş da sandık başında çarşaf çarşaf oy pusulalarını incelemekten kurtulsun.

Yok, “seçim yapılsın” diyorsanız, o zaman seçilen başkanlar imzalı, tarihsiz, boş bir kâğıt versinler. Gitmesini istiyorsunuz, gitmiyor, “gördüğüm lüzum üzerine görevimden istifa ediyorum” şeklinde doldurursunuz, haber bile vermeden işleme koyarsınız. Başkan da sabah kalktığında bir bakar ki koltuk gitmiş, yerine başkası oturmuş.
Geçmişte, bakanlarından böyle boş istifa kağıdı alan Başbakanlar oldu. Belediye Başkanlarından da benzeri alınsın, konu kapansın. Ne gerek var böyle dosya savaşlarına, günlerce süren “git, gitmem” tartışmalarına.Yolları açık olsun!.