Abluka ve bağımsız Türkiye

0
581

6. Filo İstanbul’da rıhtıma yanaştığında bir grup genç; “Bağımsız Türkiye!” haykırışlarıyla Amerikan conilerini karaya ayak bastıklarında gerisin geriye denize dökmüşlerdi.

Bir grup basın ve bazı siyasiler, “Misafirlere bu yapılır mı? Komünistler Moskova’ya!” diye karşı çıkışmışlardı.

Defol Amerika!” diyen gençlerin kimisi dövüldü, kimisi mahkûm oldu. Hayatları boyunca da komünist damgasıyla süründürüldüler. Haklarında fişleme yapılanlar iş bulamadı, birçoğu da yurt dışına çıktılar. Bu gençler, “Bağımsız Türkiye, Defol Amerika, go home (evine dön)” derlerken aslında bugünleri işaret etmiş olmuyorlar mıydı?

Bu Atatürk gençliğinden kimler özür dileyeceklerdir?

“Nasırlı ellerin hakları korunmalıdır. İşçiler köle değildir.” söylemleriyle Türkiye gerçeklerine parmak basan bu gençler vatan hainliğiyle, Moskof tohumluklarıyla itham edilmemişler miydi?

Heyhat!

Geldik bugünlere. NATO tatbikatında Atatürk’ümüzü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı nişan tahtasına koyan ellerin arkasındaki güç Amerika ve taşeronlarıdır.

Taşeronlar Gezi Olaylarından başlayarak 17 – 25 Aralık ve nihayetinde 15 Temmuz Darbesi’yle Türkiye’nin varlığını sonlandırmaya girişmişlerdir.

NATO’nun kuruluşundan şu ana kadar hiçbir tatbikatta devlet ve şahıs adı düşman güçler işaretlemelerinde geçmemiştir.

Ta ki bugüne kadar!

İşaretlemelerde kırmızı, mavi veya beyaz kuvvetler tabiri geçer. Bu işaretlemeler de en azından dört – beş denetimden geçtikten sonra oyun sahnesine konulur. “Görmemişiz, fark etmemişiz…” demeleri yalan olmakla birlikte akılla dalga geçmektedir.

Ya buna ne demeli? Kanada’daki Güvenlik Forumu’nda Genelkurmay Başkanımız Sayın Hulusi Akar’ın tanıtım fotoğrafı olarak onlarca fotoğraf arasından maalesef ki zedelenmiş bir fotoğrafını bulup kullanmışlar. Fotoğraftaki kıyafet yazlık, şimdi ise mevsim kış! Bu fotoğraf için de yanlışlıkla derseler karşılık olarak ne cevap verilir bilemiyorum ama bana kalırsa en ağır küfrü basarım.

Yazının başlığındaki ablukaya gelince, Amerika denilen devlet, Avrupa’daki yandaşlarıyla birlikte hem siyasi hem de ekonomik yönden ülkemizi çepeçevre abluka altına almaktadırlar.

Orta Doğu’daki emel ve hedefleri yerle bir olunca her türlü argümanları kullanmakta, taşeronlar vasıtasıyla kılıç sallamaya devam etmektedirler.

S-400 Hava Savunma Sistemi, Dicle Harekâtı bahanedir.

Mesele, kutup kaybetmesi ve Türkiye’yi kaybetmesidir.

Külhanbeyi ağzı kullanarak sen misin Rusya’ya, İran’a yakınlaşmak diyenlere biz de cevap olarak “Sana ne” dediğimiz içindir ki, kudurmaktadırlar.

Geçmişte her isteklerine “Baş üstüne” denildiği için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın rest çekmesinin şaşkınlığını yaşamaktalar.

Eh, ne güzel söz, “…Dünya beşten büyüktür.” Bu bağlamda birlik, beraberlik içerisinde kenetlenmemiz kaçınılmazdır.

Biz, birliğimizi muhafaza ettiğimiz takdirde Amerika da AB de şaşırmaya ve şapşallaşmaya devam edeceklerdir.