Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD Başkanı Trump’la yaptığı telefon konuşmasında karşılıklı verilen mesajlar umut vericidir ve ABD ile yeni bir dönemin başlayabileceğine işaret etmektedir.

Obama’nın 8 yıllık başkanlığı sırasında en güçlü dostumuz olması gereken ABD ile ciddi krizler yaşadık. Obama yönetimi, durup dururken Esat rejimiyle aramızın bozulmasına yol açtı. Suriye topraklarında uçuşa yasak güvenlik bölgesi oluşmasına izin vermeyerek Türkiye’ye 3 milyondan fazla kişinin göç etmesine neden oldu. DEAŞ’la mücadelede bizi yalnız bıraktı. PKK-PYD’ye silah yardımında bulundu, bu terör örgütünün Ortadoğu’da yeni bir devlet olarak ortaya çıkması için açık-gizli her türlü çabayı gösterdi.

Eski yönetime duyulan öfkeyle hareket edilmemesi, Trump’ın gelişini iyi ilişkilerin kurulmasının başlangıç noktası olarak görülmesi yerindedir, doğru bir politikadır.
NATO’daki diğer müttefiklerinin kuşku ile baktığı Trump, iş adamlığının getirdiği tecrübeyle Türkiye’ye yakın olma ihtiyacı duyacak, böyle stratejik bir ülkeyi kaybetmek istemeyecektir.

Şu aşamada Trump’tan en büyük beklentimiz, ABD’nin PKK-PYD’yi açıkça terör örgütü ilan etmesi ve bu örgüte her türlü yardımı kesmesidir. Trump’tan ikinci beklentimiz, Rusya ile anlaşarak Suriye’deki iç savaşı durdurmaktır. Suriye’ye barış gelmeden, bu ülkenin toprak bütünlüğü sağlanmadan ne Ortadoğu’da ne Türkiye’de kalıcı bir huzur sağlanamaz.

Trump’tan üçüncü beklentimiz ABD’nin Fetullahçı Terör Örgütü lideri Fethullah Gülen’i iade etmesidir.
Ancak Trump’ın belki de yapmakta en çok zorlanacağı şey budur. Çünkü geçmişte ABD’nin Gülen’i CIA emrinde aktif biçimde kullandığı anlaşılıyor. Şimdi Gülen’in iadesinden ziyade başka bir ülkeye kaçışının kolaylaştırılması daha gerçekçi bir ihtimal olarak duruyor.

Trump’ın, Obama gibi tarihe sıradan bir başkan değil güçlü bir lider olarak geçmesinin yolu, ülkesinde yapacağı icraatlar kadar Ortadoğu’da atacağı adımlara da bağlı görünüyor.