Birleşik Krallık ziyareti kapsamında Chatham House’da katılımcılara hitap eden cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin “son adımıyla arabulucuk rolünü yitirdiğini” söyledi.

Chatham House’da (Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü) bugün katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel rolü ve küresel vizyonu hakkında konuştu. Erdoğan sözlerine şöyle başladı:

“Bugün Türkiye’nin bölgesel ve küresel vizyonu başlığı çerçevesiyle düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım. Shakespeare eğer bugün yaşasaydı ve Hamlet’i tekrar yazsaydı eminim Prens Hamlet’e aynı şeyi tekrar söyletirdi: ‘Dünyanın çivisi çıkmış.’

“Suriye’de yıllardır gözlerimin önünde çocukları katledilen annelere, ebeveynlerinin ölümünü izleyen çocuklara bakıp da başka bir şey söyleyebilmek mümkün değildir.

“Filistin’de son birkaç haftada yaklaşık 50 kişinin keski nişancılar tarafından özellikle hedef alınarak öldürüldüğünü, evlerine geri dönmekten başka bir talebi olmayan 1,000 civarında insanın kasten vurulduğunu görüp de başka bir şey söyleyebilmek mümkün değildir.

“Zulumden, baskıdan, şiddetten kaçmak zorund akalan, evlerine dönebilme ümidiyle yaşayan, yaşklaşık 3,5 milyonunu da ülkemizde misafir ettiğimiz mültecilerin durumuna bakıp da dünyanın çivisi çıkmış demekten başka ne söz edilebilir?”

Teörle mücadele konusunda gerçekleştirilen operasyonlarla ilgili Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“DEAŞ’la mücadelede en etkin operasyonu dünyada Türkiye yapmıştır. Fırat Kalkanı Harekatı’nda üç bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirerek bu örgüte Suriye’de en büyük darbeyi biz vurduk.

“Bununla da kalmadık, DEAŞ bağlantılı 63 binden fazla kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk.

“Terör örgütleriyle ilişkisi olduğundan şüphelenilen ve yasal olmayan yollarla ülkemize giriş yapan yaklaşık 6,200 şahsı sınır dışı ettik.

“DEAŞ ve El Kaide mensubu 11 binden fazla kişiyi göz altına alarak bunlardan 3,563’ünü tutukladık.

“Ama, bizim karşımızda bir başka terör örgütü daha var.

“Suriye’deki boşluktan istifade ederek sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturmaya çalışan PYD ve YPG teröristlerine karşı mücadelemizde karşımıza güya müttefikimiz, güya terör karşıtı ülkeler çıkıyor.

“Buna rağmen Zeytindalı Operasyonuyla Afrin’deki teröristleri temizledik, temizliyoruz.”

“Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği konusunda en samimi ülkedir”

“Halen sınırlarımız içinde yaşayan 3.5 milyon sığınmacının kendi evlerine dönebilmelerinin yolu bu ülkenin yeniden güvenli hale gelmesidir.

“Bugüne kadar sığınmacılar için 31 milyar dolar para harcamamıza rağmen Avrupa Birliği başta olmak üzer diğer ülkeler ve kurumlardan ciddi bir destek alamadık.

“Suriye topraklarında Türkiye’nin güvenli hale getirdiği yerlere binlerce insan yerleşirken halen müttefiklerimizin desteklediği terör örgütlerinin kontrolü altındaki yerlere kimse gitmiyor. İnsanlar karşılarındakinin tıpkı DEAŞ gibi eli kanlı teröristleri olduğunu biliyor ve kendilerini güvende hissetmedikleri için geri dönmüyor.

“Biz terör örgütleriyle mücadelemizi ilkeli bir şekilde sonuna kadar sürdüreceğiz.

“Ülkemizde teröre karşı sürdürdüğümüz kararlı ve özverili mücadele hedeflerinden biri de FETÖ terör örgütüdür.

“15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere FETÖ’nün işlediği suçlar adeta buzdağının görünen kısmıdır.

“Bu örgütün ihtirasları tüm dünyayı tehdit edecek sapkınlıklara sahiptir. Ülkemizde bu örgütle ilgili kapsamlı davalar açılmış, adli takipler başlatılmıştır.

“Birleşik Krallık dahil olmak üzere tüm ülkelerden bu örgüte karşı adım atmalarını, sınırları içindeki örgüt mensuplarının ülkemize iadesini bekliyoruz.

“Biz kendi bölgemizde bu krizlerle uğraşırken, kıta Avrupası ve genel olarak batıda çok tehlikeli bir süreç işliyor. Avrupa’nın göbeğinde insanlar inançları, dinleri, kültürleri ve hayat biçimleri sebebiyle ötekileştiriliyor.

“İnanca ve kültüre dayalı ayrımcılık yanında insanların ortak geleceğini tehdit eden konular var.

“Küresel ısınma konusunda hala küresel bir eylem planı ortaya konulamadı.

“Bu sorunun ana müsebbibi bazı ülkeler daha da bencilleşerek küresel ekonomiyi korumacılık savaşlarının tehdidi altına soktular.

“Yine iç siyasi hesaplarla üç dinin de kutsalı olan Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik adımlar, uluslararası toplumların bütün itirazlarına rağmen bugün hayata geçiriliyor.

“Bu tablo karşısında kendimizi ikinci dünya savaşı öncesinin karanlık günlerinde hissetmekten alıkoyamıyoruz. Bize ve tüm insanlığa dayatılmaya çalışılan bu tabloya biz itiraz ediyoruz.

“Küresel güvenliğin sağlanması konusundaki işte bu haksızlıklara, adaletsizliklere, çifte standartlara, kayıtsızlıklara yönelik eleştirilerimiz bulunuyor.

“Biz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyeyle dünyayı yönetmesini asla kabullenmiyoruz. Birleşmiş Milletler’in 196 üyesi de dönerli bir şekilde daimi üye olarak birleşmiş milletler güvenlik konseyinde görev almalıdır diyoruz.

“İnsani yardımda Türkiye olarak açık ara öndeyiz. Türkiye olarak girişimci ve vicdani bir dış politika izliyoruz.

“Çok taraflı işbirliği önemlidir. Türkiye olarak hem bölgemizde, hem de dünyada dostluklarımızı kazan-kazan ilkesiyle yönetiyoruz.

“Sekizinci yılına giren Suriye ihtilafı, siyasi, insani, güvenlik ve ekonomik boyutlarıyla 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş yıkıma neden olmuştur.

“Cenevre sürecine dahil olduk ve Astana’da büyük çaba sarf ettik. Sahada gerilimin azaltılması için her türlü inisiyatifi aldık.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatıyla dört bin kilometrekarelik alanı teröristlerden temizledik.

“İdlib bölgesinin güvenliği için Rusya ile yaptığımız çalışmaları önemli noktalara getirdik.

“Doğu Guta ve Duma’da vahşeti önleyemediğimiz için derin bir üzüntü içerisindeyiz. Sivilleri kendilerine kalkan yapan teröristler karşısında, gerekirse biz kayıp veriyoruz ama sivillere zarar vermiyoruz.

“Son adımıyla ABD, çözümün değil sorunun bir parçası olmayı tercih ederek, Ortadoğu barış sürecindeki arabuluculuk rolünü yitirmiştir.

“Uluslararası hukuku çiğneyen, BM kararlarına aykırı bu kararı bir kez daha reddediyoruz.

“Bu atılan adımın bölgeyi karıştırmak için adeta bir fitil ateşlemesi olduğunu hatırlatmak isterim.

“Uluslararası toplum bir an önce üzerine düşeni yaparak, İsrail’in artan saldırganlığını sona erdirmek için süratle harekete geçmelidir.

“Türkiye’nin Avrupa ile bağları tarihidir. AB’ye tam üyelik her şeye rağmen stratejik hedefimiz olmayı sürdürüyor. Ancak teknik bir konu olan üyelik süreci siyasileştirilmiştir.

“Kıbrıs meselesine değinmek istiyorum. KKTC, yarım asırdır sorunun çözümü için çaba harcamıştır. Rum tarafı Doğu Akdeniz’de faaliyetlerine devam ederse, bölgedeki güvenlik ve istikrar sürekli tehlikede olacaktır. Bunu açıkça söylüyorum.”