Ana Sayfa Dünya AB-Türkiye zirvesi Alman Medyasında

AB-Türkiye zirvesi Alman Medyasında

77
PAYLAŞ
AB-Türkiye zirvesi Alman Medyasında
Verschiedene deutsche Tageszeitungen, aufgenommen am 25.01.2016 in einem Zeitungsladen in Berlin. Foto: Jens Kalaene/dpa (zu dpa Zeitungsverleger in Deutschland bauen Digitalgesch‰ft aus vom 26.01.2016) +++(c) dpa - Bildfunk+++

Almanya’da tüm dikkatler, mülteci krizine ilişkin özel zirvesine çevrilirken kritik toplantı,  Alman medyasının haber ve yorumlarında başlıca konuyu oluşturuyor.

-BİLD: BRÜKSEL VE BİRLİK ÜLKELERİ TÜRKİYE’NİN İYİ NİYETİNE MUHTAÇ-

Almanya’nın büyük gazetesi Bild,  kriz zirveleri birbirini izlediğini ama Avrupa ülkeleri mülteci krizine bir türlü çare bulamadıklarını belirtirken “AB-Türkiye zirvesi buluşması da bu durumu değiştirmeyecektir ama yine de önemli bir merhale olabilir. Türkiye (NATO’nun da yardımıyla) Avrupa yönündeki kaçak göçü önler ve iltica hakkı olmayanları geri alırsa önemli bir sinyal verilmiş olur” diyor.

Öncelikle de savaş ve terör yüzünden kaçmak zorunda kalmayanların Türkiye’ye gönderilmesini isteyen gazete, DWelle’nin yansıttığı değerlendirmesinde   “Zirve aynı zamanda AB’nin büyük bir zaafını da gözler önüne seriyor. Türkiye mültecilere dilediği gibi Avrupa yolunu açabilir ya da kapatabilir. Brüksel ve Birlik ülkeleri Türkiye’nin iyi niyetine muhtaçlar. Küresel oyunculuk iddiasındaki AB’nin ricacı durumuna düşmesi hiç hoş olmasa da mülteci krizindeki son çaresidir” düşüncelerine yer veriyor.

-LANDESZEİTUNG: AB KENDİNİ KANDIRMAMALI-

“AB ülkeleri Türkiye’nin iyi niyetine muhtaç” görüşünü paylaşan Landeszeitung gazetesi, Avrupa’nın mülteci politikasını Türkiye’ye göre ayarlamaması gerektiğini vurguluyor. Alman gazetesi,   “Türkiye’deki en büyük muhalif gazeteye kayyum tayin edilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendini ne kadar emin hissettiğini gösteriyor. Avrupa Birliği’nin ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in mülteci krizinde Türkiye’ye muhtaç olduğunu bildiğinden basın özgürlüğüne metelik vermiyor” gibi eleştirilerde bulunduktan sonra şu savları dile getiriyor:

“Türkiye’den Birliğin dış sınırlarını koruması ve Avrupa’daki mültecileri geri alması isteniyor. Karşılığında Erdoğan bol para, Avrupa Birliği üyeliğine dair somut taahhütler ve öncelikle de bol sabır bekliyor. Bu bakımdan Zaman gazetesinin Ankara’nın denetimine alınmasına ses çıkarılmamasına kimse şaşırmamalı. Ancak Avrupa Birliği kendini kandırmamalıdır. Erdoğan’ın önünde diz çökmek, Avrupa mülteci politikasının yerine geçmez. Türkiye ile birtakım sözleşmelere varılmış olabilir. Ancak Avrupa Birliği bünyesinde hala görüş birliği sağlanabilmiş değil. Dolayısıyla Erdoğan daha uzun süre Brüksel’i sıkıştırmaya devam edecektir.”

-HANNOVERSCHE ALLGEMEINE ZEITUNG: TÜRKİYE İLE UZLAŞMADAN KRİZ KONTROL EDİLEMEZ-

Zirve değerlendirmesinde Avrupa’nın “kerhen de olsa Türkiye ile uyuşmak zorunda olduğuna” işaret eden Hannoversche Allgemeine Zeitung ise “Ankara ile çıkar ortaklığının 28 AB ülkesi arasındaki karşıtları uzlaşma arayanlardan fazla” diyor. Gazete şu ağır savlara da yer veriyor:

“Kürtlere savaş açan, gazetecilere göz yaşartıcı bomba attıran, fikir hürriyetini ayakları altına alan ve mülteci krizinin sınırlandırılması hususunda AB ile vardığı sözleşmelere aldırmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güvenmeyenler çoğunlukta. Ancak uzaktaki Türk dostlarla uzlaşmadan mülteci krizi kontrol altına alınamaz. Türkiye ile pazarlığa oturup Türkiye’nin taleplerine razı olmak zor ama aynı zamanda da siyasi bakımdan meşrudur.”

-NEUE OSNABRÜCKER ZEİTUNG: PRENSİPLER KENARA İTİLMEMELİ-

‘Neue Osnabrücker Zeitung’ gazetesi ise Türkiye’nin diretmelerine karşı çıkmak gerektiğini, “Zirveye büyük beklentilerle gidiliyor. Görüşmelerin tutarlı çözüm mü doğuracağı, yoksa başarısızlığa mı uğrayacağı, Türkiye’nin sergileyeceği tutuma bağlı” görüşünü öne sürüyor. “Türkiye mülteci krizinin kilit ülkesi olmanın avantajıyla, taviz koparmak için krizi baskı aracı olarak kullanıyor” iddiasında bulunan gazete,  şunları da yazıyor:

“AB’nin insan hakkı ihlallerini görmezden gelmesi ise hiç iyi olmaz. Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili görüşmelerde de prensipler kenara itilmemeli. Tam üyelik görüşmeleri mülteci krizinden ayrı ele alınmalıdır. Zirvenin başarıya ulaşması AB ülkelerinin tek ağızdan konuşmasına bağlıdır. Ancak durum bunun tam aksini gösteriyor.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam