Ana Sayfa Güncel AB Türkiye trenini kaçırmamalı

AB Türkiye trenini kaçırmamalı

44
PAYLAŞ

NATO eski Genel Sekreteri, ’nin Dışişleri ve Güvenlik Politikası eski Yüksek Temsilcisi ve eski İspanya Dışişleri Bakanı Javier Solana başarılı seçim sonrasında AB Türkiye ilişkilerinde yeni bir dönem belirdiğini belirterek, “AB Türkiye trenini kaçırmamalı” dedi.Orhan Aysezen – Solana, Project Syndicate’e yazdığı makaleye “Türkiye’deki Seçim Sonuçları AB İçin Ne Anlama Geliyor?” başlığı attı. Solana, “Haziran’daki Türk genel seçimleri güçlü bir mesaj gönderdi: Türkiye’nin demokrasisi sağlam durumda. Kampanya sürecinde şeffaflığa ilişkin kimi şikâyetler bulunsa da, Avrupa’da nadir görülen, şoke edici yüzde 86 düzeyindeki katılımla demokrasi galip geldi. Dünyanın kalan bölümü özellikle de AB buna dikkat etmeli” dedi.
- “MÜDAHALE ETME”, “MÜDAHALE ET” DİYOR-
Çoğulculuğun bu zaferinin pekiştirilmesiyle Aleviler ve Hıristiyan azınlık gruplarının daha büyük parlamenter temsil kazandıklarını, Ezidi ve Romanların ilk kez temsil edildiklerini kaydeden Solana, parlamentoda yeni biçimlenmenin Türkiye’nin dış politikasında önemli etkisi olabileceğini savundu. Solana şu görüşleri dile getirdi:
“-Gerçekten bölgesel çatışmalar yoğunlaşırken ülkenin merkezi dış politika hedefi olan komşularla ‘sıfır sorun’ ulaşılamaz hale geldi. Ve Türkiye’nin en dikkati çekecek şekilde Suriye ve Mısır’a karşı izlemiş olduğu politika ne bölgedeki Sünni-çoğunluğa sahip ülkeleri ne de Batı’yı tatmin etmedi.
-AK Parti’nin dış politikası şimdi koalisyon ya da azınlık hükümeti çıkmasına bağlı olmaksızın, onu değiştirmeye yönelik daha fazla güce kovuşan iç güçlerin önemli eleştirisine uğradı. Değişimin yönü çeşitli partilerin yaklaşımlarını hesaba katmak zorunda olacak.
-Partilerin dış politika yaklaşımları birbirine zıt. CHP sınır dışına müdahale istemezken HDP hükümetin kuşatılan Suriye kenti Kobani’ye müdahale etmemesini protesto etmişti.
-Tüm bu belirsizlik içinde bir şey net: Türkiye içine kapanamaz. Türkiye elbette bölgesel bir güç olarak gerilimleri çözme konusunda çalışma ve çatışmalarla ilgili çözümleri teşvik etme sorumluluğuna sahip. Bölgesel istikrarın artışında, sadece şimdiden 2 milyona ulaşan göçmen gelgitine çözüm olmasından dolayı değil önüne daha fazla ticari fırsatlar açılması nedeniyle de uzun vadeli ulusal çıkarları bulunuyor.
-Türkiye’nin demokratik uyanışı AB için ülkeyle ilişkilerini yeniden ateşlemek için de ideal bir fırsatı temsil ediyor. AB Türkiye’nin önde gelen ticaret ortağı ve oradaki en büyük yatırımcılardan biri ve uzun bir süre Türkiye’yi çalkantılı bölgede istikrarlı bir müttefik olarak gördü. Mezhepsel şiddet ya da savaşta kronik bir hale gelecek yükseliş hem Türkiye’yi hem Avrupa’yı tehlikeye atar. Bu bağlamda ilişkilerin yenilenmesi her iki tarafın çıkarlarına hizmet eder. Örneğin Avrupa Türkiye’nin  komşularıyla anlaşmasında diplomatik destek verebilir ve göçmenlere yardımcı olmak için insani yardımda bulunabilir.
-“AB TRENİ” TERSİNE DÖNDÜ-
AB katılım müzakerelerini engelleyecek çatışma ve konulardan sakınarak Türkiye ile daha hızlı ve verimli işbirliği tarzı bulmayı hedeflemelidir. Avrupalı ve Türk palamento üyelerinin toplantısı iyi bir başlangıç noktası olur. Avrupalı liderler de Türk dış politikasındaki olası revizyonu, ortak çıkar konularıyla ilgili iki taraflı diyaloğu ateşleme fırsatlarını yakalayarak dikkatle izlemelidir. Bu acil sorunlarla ilgili spesifik ortak hareket belirlenmesine yönelik uzlaşmalar için düzenli aralarla yüksek düzeyli toplantılar yapılmasını gerektirecektir.
-AB-Türkiye ilişkileri için bir fırsat anı yaşanmaktadır ve yakalanmalıdır. Orta Doğu’da gelişmiş bir istikrar hedefini başarmak her iki tarafın birlikte çalışmasını gerektiriyor. Avrupa bu trenin kaçmasına izin vermemeli.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam