Avrupa Birliği zirvesinden Ankara ile Brüksel arasında 18 Mart’ta varılan göç krizi odaklı mutabakata bağlılık kararı çıktı. AB anlaşmanın sonuç doğurduğu görüşünde ve devamından yana.

Yani, Avrupa Birliği bu anlaşmayla beraber istedikleri sonucu elde ettikleri görüşünde hem fikirdir.

Bu sonuç nedir?
Bu sonuç şu anlama geliyor; Türkler söz verdikleri üzere bütün mültecileri kendi ülkelerinde tuttular, onları Avrupa yollarını tıkadılar ve Avrupa’yı rahatsız etmelerini önlemiş oldular.
Avrupa Birliği’nin söylediği “olumlu sonuç” Türkiye’nin sözünü tutması ile ortaya çıktı.

Bu yüzden mutabakatta kalıyorlar.
Şimdilik başka seçenekleri de yok.
Şu an alternatif yollar arıyorlar ama henüz bulana kadar Türkiye’ye gebeler.

Çünkü bizim 3 milyondan fazla mülteci barındırma çabamıza karşı onlar üç tane mülteci bile istemiyor. Sonuçta onlar bizden çok daha kıymetliler, mültecilerden daha da kıymetliler. Tıpkı kast sistemi gibi, kendilerini bizden daha üstün sınıf olarak görüyorlar bunun başka anlamı yok!
Peki, bu karar karşısında Türkiye ne yapmalı?

Türkiye’nin çok iyi düşünmesi iyi bir strateji bulması şart elindeki kozları zamanında kullanmayıp geri adım attıkça daha sonra kullanacak koz kalmıyor, hatırlayın bu hep böyle oldu.
Mülteciler konusunda Türk tarafı sözünü tuttu, peki Avrupa ne yaptı?
Avrupa’nın verdiği sözler neydi?

Önce 3 milyar Euro gibi komik bir rakam ödeyeceklerini söylediler ama ödemediler.
6 Milyar Euro’ya çıkardılar ama bu sözlerini de tutmadılar ki galiba 500 milyon Euro ’cuk göndermişler.
Türklere vizeyi kaldıracaklarını söylediler ama bunu da yapmadılar ve yapmaya da yanaşmıyorlar.
Şimdi haklı olarak Türkiye mutabakatın sadece göç boyutuyla ele alınmamasını ve diğer unsurların da hayata geçirilmesini istiyor.
Ama bu oyalamalar bittikten sonra elleri kuvvetlendikten sonra Türkiye’yi mendil gibi kullanıp yere atmayı hedefliyorlar belli ki.
Aslında biz onlardan değil onlar bizden korkmalı.

Türkiye “sığınmacı mutabakatına” bağlı ama AB asla bağlı da değil, attığı imzaya verdiği söze saygılı da değil.
Bu Avrupa birliği inanın bana tatlı dilden anlamaz, anlasaydı şimdiye kadar çoktan üyesi olurduk zaten. Aydınından gazetecisine, işadamından sade vatandaşına kadar tanıyorum, ısrar ediyorum Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözü hayata geçsin, kapılar aralansın, mülteciler bırakılmaya başlasın.
Avrupa Birliği’nin hazır ola geçeceğinden adım gibi eminim!