(AB) karşısında, yaramazlık yaptığı gerekçesiyle sürekli kulağı çekilen, tek ayak üzerinde durma cezası verilen, uyarılmak için velisi çağrılan, okuldan atılmak üzere tasdiknamesi hazırlanan öğrenci gibiyiz.

Bu böyle devam edemez.
Onurlu bir ülkeye yakışan, AB’yle ilişkileri kesmektir.
Şunu unutmayalım lütfen:
Avrupa Birliği bir ortaklığıdır.
Değil 50 yıl, 100 yıl geçse de Türkiye’yi aralarına kabul etmezler.
Bunun bir nedeni din ise, bir diğer nedeni Türk algısıdır.
Türklerin geçmişte kurduğu büyük imparatorluklar, dünyanın neredeyse yarısına egemen oluşları, Osmanlı döneminde Viyana’ya kadar yürüyüşümüz onlarda bugüne de yansımaları olan ciddi korku ve endişe yaratmıştır.
Nüfusumuzun hızlı artışı, Ortadoğu’da hatırı sayılır bir güç haline gelişimiz, ekonomimizdeki gelişmeler de Avrupa’yı kaygılandırmaktadır.
++
Evet, mevcut durumda yapılacak tek şey AB ile bağları koparmaktır.
Ancak, hassas bir noktanın altını çizmekte yarar var:
AB ile bağları koparalım ama AB ilkelerine bağlı kalalım!
++
Nedir AB ilkeleri?
Dört dörtlük bir demokrasidir…
Düşünce ve ifade özgürlüğüdür…
Kuvvetler ayrılığıdır…
Tarafsız ve bağımsız yargıdır…
İnsan haklarına saygıdır…
++
Bakın, Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını tavsiye eden raporundaki bir madde şöyle:
“Türkiye, Rusya işbirliği ile yürütülen Akkuyu Nükleer Santrali projesinden vazgeçmelidir.”
“Sana ne ulan, sana ne!” diye bağırmaz da ne yaparsınız böyle bir “tavsiye”ye karşı…
++
Özetleyecek olursak:
AB ile üyelik görüşmelerini derhal sonlandıralım.
Buna karşın AB ilkelerine sımsıkı sarılalım…