Ana Sayfa Yazarlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

56
PAYLAŞ

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün Kazakistan’da coşku ile kutlanmakta olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Onlar bu güne “Ayaller Günü” diyorlardı. Ayaller Günü’nde erkek öğretim üyeleri bayanlar için özel yemek veriyorlar, karanfiller, güller dağıtıyorlardı. Haziran ayında da kadınlar “Erler Günü”nü kutluyorlardı. Nüfusunun 3/4’ü kadınlardan oluşan Kazakistan için “kadın” ayrı bir önem taşımaktaydı. 2005 yılında Türkiye’ye döndükten sonra ben de bu güzel adeti çevremde “karınca kadrince” yaşatmaya çalışmaktayım.
Türk toplumu akıl almaz bir hızda değişim yaşıyor. 1970 yıllarında sadece TRT televizyonu vardı. Haftada birkaç gün yayın yapmaya çalışırdı. Şimdi Türkiye’de kaç tane resmi kanalı; kaç tane özel TV kanalı var ben de bilmiyorum. Artık en fakir evde bile TV baş köşede. Halkın tek eğlence aracı, tek iletişim aracı. Bir de bu kültür etkileşim kanallarına interneti ekleyiniz. Cep telefonlarını ekleyiniz. Artık ilkokul öğrencilerinin elinde bile 3G’li, hatta 4G’li akıllı telefonlar var, tabletler var.
Bütün bu kültür etkileşim kanallarına karşılık bizim aile terbiye geleneğimiz de, okullarımızda verilen eğitim de çaresiz bir durumda. “Mahalle Baskısı” artık sadece “siyasi bir figür” olarak kullanılıyor. “Çocuk Terbiyesi Kitapları” maalesef Türk Terbiyesi vermek gibi bir endişe taşımıyor. Herhangi birini alıp bakarsanız nasıl buram buram tercüme koktuğunu göreceksiniz. Atalay Yörükoğlu ismini genç anne-babalar biliyorlar mı, emin değilim. Kınalızade Ali Efendi ise sanki Milattan önce yaşamıştı! Okullarımızda örnek tipleme “Hababam Sınıfı” olunca o eğitimde fazla bir şey de bekleyemeyiz zaten.
Günümüzde yeni evlenecek olanlara anne-baba olmanın, iyi bir eş olmanın pratiklerini kazandırmak için bazı çalışmalar yapıldığını görmekteyiz. Bu da ABD’den ve Avrupa’dan ithal bir proje. Kötü mü olur? Elbette kötü olmaz. Ama bunu uygulayacak olanların konuyu ele alış şekilleri önemli. Uygulamaya bakmak gerekecek.
Klasik Türk Terbiye sistemi az ve öz esaslara dayandırılmıştı. Baba, otoritenin; anne ise sevgi ve şevkatin sembolü idi. Çok fazla kurallar yoktu. Az sayıdaki kurallara uyulması ise toplumun her kesimince denetlenirdi. “Çok söyleme yüzsüz edersin” sözü temel ilke idi. Çocuk kendisini “dünyanın merkezi” gibi görmez, ailesine karşı sorumlulukları olan bir birey olarak görürdü.
Kadın, ailenin direği idi. Yuvayı yapandı, yuvaya ruh ve hayat verendi. Gereğinde tarlalarda “ırgatlık” yapar, pamuk çapasına gider aileye katkı sağlardı. Kadının ekonomiye daha fazla katkı sağlaması, aile içerisinde otoritesini daha da artırdı. Ona daha fazla söz hakkı tanıdı. Bu durum ataerkil aile mantığında yetiştirilmiş babayı rahatsız edecek boyuta ulaştı. Hele babanın düzenli bir işi yoksa daha da çok ezildi. “Feminist” söylemler bazen bilerek-veya bilmeyerek kadını korumak yerine kadına daha çok zarar verir hale geldi. Hakkını arayan kadın, elinde yeterli imkan olmadan bunu yapmaya kalkınca daha büyük haksızlıklara uğramaya başladı. Kadına akıl vermekten başka bir şey yapamayan “akıldaneler” ortaya çıkan vahşeti kınamaktan başka bir şey yapamadılar. Oynatılan taşlar yerine oturmadı ve kadınlarımız o taşların altında daha çok ezilmeye başladılar. Yani yardım çabaları, genellikle faydadan çok zarar verdi, şiddet azalacağı yerde artmaya başladı.
Camilerimizde yıllardan beri yapılan söylemlerin iskeletini: “Cennet anaların ayağı altındadır” Hadis-i şerifi oluşturmakta. Ancak bunu sağlayacak psikolojik ve sosyolojik derinlik bu konuşmalarda yer almadığından yeterli etki sağlamaktan uzak kalmakta. Bu sözlerin esas muhatabı olması gerekenlerin camilerde yer alıp-almadıkları da işin diğer yönü.
Kadınlarımıza gerçek bir sevgi ve gerçek bir saygı göstermek zorundayız. Kadınları ticari istismar konusu yapmak ne kadar çirkinse, siyasi ve ideolojik istismar konusu yapmak da o kadar çirkin. Kadınları bütün siyasi ve ideolojik kriterlerin üzerinde sadece kadın oldukları için, sabrın, şefkatin, sevginin sembolü oldukları için saygı ile selamlıyor ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam