Samsun’da doğuştan gece körlüğü hastası olan Halime Yıldız, hastalığının ilerlemesi üzerine 30 yaşından sonra görme yetisini kaybetti. Şimdi 40 yaşında olan ve yaşama sevincini hiç kaybetmeyen Yıldız, cirit sporuna başlayarak iki kez Türkiye şampiyonu oldu. Tiyatroda da oynayan Halime Yıldız, hikayeler yazıp yaşama dört elle sarılıyor.

Samsun’da yaşayan görme engelli Halime Yıldız, yaşama azmi, spor ve tiyatro alanında yaptığı çalışmalar kazandığı başarılarla örnek oldu. Anne ve babası görme engelli olan kendisini de doğuştan gece körlüğü hastası olan Yıldız’ın durumu 30 yaşından sonra ağırlaştı ve görme yetisini kaybetti.

Sadece ışığı ayırt edebilen Yıldız, spor ve tiyatro ile hayata tutundu. Görme yetisini kaybettikten sonra atletizme başlayan Yıldız cirit sporunda başarılar elde etti. Yıldız 2016 ve 2017’de Türkiye Engelliler Atletizm Şampiyonası’nda cirit atmada B1 kategorisinde (hiç görmeyenler) Türkiye birincisi oldu.

2016 yılında mili takıma seçilerek Fas’ta düzenlenen Uluslararası Atletizm Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etti. Görme yetisini kaybetmesine rağmen hayattan hiç kopmadığını belirten Halime Yıldız şunları söyledi:

“Görme yetimi kaybettikten sonra önce bir umutsuzluğa kapıldım. Ama hiç bir zaman içime kapanmadım, hep çareler aradım. Samsun 6 Nokta Körler Derneği’ne üye oldum ve hayatım tamamen değişti. Spor yapıyorum. Tiyatro oynuyorum, hikaye yazıyorum.

Hepsini başarabiliyorum. Görme engelliler özel sesli program ile bilgisayar kullanmayı öğrendim. Ben de zor dönemler yaşadım ama aştım bunları. Cirit sporu ile ilgileniyorum. Türkiye dereceleri elde ettim geçen yıl ülkemi yurt dışında temsil ettim. Bunlar benim için çok büyük mutluluk.”

HAYATIN İÇİNE KATILIN

Görme yetisini kaybetmeden önce üniversite okuyup işletme ön lisans diploması aldığını, görme yetisini kaybettikten sonra ise aynı bölümü lisans diploması aldığını şimdi de lisans sosyoloji bölümünü okuduğunu dile getiren Halime Yıldız şöyle devam etti:

“Görme engelliler kendi başlarına bastonlarını eline alıp dışarı çıkabilir, sosyal olabilirler. Korkmasınlar. Eğitimlerini tamamlasınlar okusunlar. Bunların hepsini başarabiliriz.

Yaşamak güzel. göremeyebilirsiniz, duymayabilirsiniz, kolunuz bacağınız olmayabilir ama her şeye rağmen insana hayatı sevdirecek başka şeyler de var. Sonuçta yaşamalıyız ve hayata tutunmalıyız. Bu hayatı neden mutsuz geçirelim, neden hayatı kendimize zindan edelim. Eve kapanmakla ne kazanabiliriz ki.

Bir çok görme engelli arkadaşlarımızın ailelerine seslenmek istiyorum çok aşırı korumacı oluyorlar. Oysa onların yeteneklerini fark etseler ve destek olsalar çok daha iyi olur. Aileler korktukları için çocuklarını bastonla da olsa dışarı çıkarmak istemiyorlar. Hatta çocuklarından utanan aileler var bu çok kötü bir şey.”