70 sentten 210 milyar dolara geldik

0
25

1970’lı yılların sonunda ekonomi yerle bir olmuş, her şey gibi döviz kıtlığı başlamıştı. Hacı adayları da Mekke’ye gidecek, dolar bulamıyorlar. Dönemin muhalif lideri Süleyman Demirel bu durum karşısında tarihe geçen ünlü sözü söyleyecekti: “Türkiye 70 sente muhtaçtır”.

Memleket, zaman içinde 70 sente muhtaç dönemlerini büyük bedeller ödeyerek aştı, düzenlemeler, kararlar, reformlar, yapısal reformlar, dalgalı, dalgasız kurlar, IMF, krizler, devalüasyonlar, zamlar, koalisyonlar, tek parti iktidarları, şu bu derken bugünlere geldi.

Şimdi ihtiyaç duyulan tutar 210 milyar dolar ya da 180 milyar avro. Demek ki gelecek yıl her iş günü bir milyar dolar veya yarım milyar avro borçlanacağız, bu kadar para bulacağız. Şimdi dünya para babaları ellerini ovuşturmuş, kapılarının çalınmasını bekliyorlar. Borçlanma ile ilgili bakan da tüm yılı o ülke senin, bu ülke benim diye 20 defa dünya turu atsa yeridir. Şimdi birileri çıkıp anlatsın: “70 sent nere 210 milyar dolar nere?”
O zaman 210 milyar dolarlık uzmanlık sorusunu soralım; Neden, niçin, nasıl, ne zaman, hangi ara bu kadar büyük bir borçlanma eşiğine, ekonominin çarklarının dönmesi için bu kadar büyük kaynağa ihtiyaç duyar hale geldik?

Diğer bir uzmanlık sorusu daha: Bu para nereye harcanacak? Büyük bir bölümü kamu ve özel sektörün iç ve dış borçlarına. Borç alıp borç ödeyeceğiz, bir kısmını da ihracatın, ithalatın finansmanında, günlük cari işlemlerde, piyasa taleplerinde, yolları, tünelleri, hava alanlarını, şehir hastanelerini yapan kamu özel işbirliği projelerinde, uçana kaçana verilen kredilerin, SGK deliklerinin karşılanmasında belki de maaşların ödenmesinde kullanacağız.
70 sent bulamadığımız dönemle bu dönemin farkı dünya piyasalarında para bulmak daha kolay ama bir farkla, çok yüksek faizle. Sonra gelecek yıllarda bunların faizleriyle anaparasını ödemek için daha büyük tutarlarda borç arayacağız. Borç sarmalı böyle devam eder gider, bu borçlar doğmamış bebelerin hanelerine yazılır.
Günü gelince hatırlarsınız, biz yüksek faizle borç arayıp alacağız ya, bakın o zaman Türkiye ekonomisine dizilecek methiyeleri! Yere göğe koymazlar. “Böyle güçlü ülke, şöyle gelişiyor, aslan kaplan Türkiye” laflarını sabah akşam dinlersiniz. Bu kadar tatlı faizi biz de alsak yandaş medyadan daha fazlasını yazarız!
Borç arama konusunu iktidar günlerinde hızla borçlanmaya giden yine Demirel’in “borç yiğidin kamçısıdır” sözüyle tamamlayalım ama soralım: kamçı kimin veya kimlerin elinde?
***
Merkez Bankası döviz talep ve fiyatlarının oluşması için ihaleler yapmaya başladı. Görüldü ki gelecek mayıs ayında dolar 4.13 lira olacak. Eğer bunun üzerine çıkarsa farkı Merkez Bankası ödeyecek. Gelecek altı ayda daha çok şey değişir ama bu gidişle dolar yerinde kalmaz. Üç kuruş beş kuruş derken 4,5 lira olur.
Sahi, geçen yıl bu zamanlar dolar 4 lira olur mu diye konuşuyorduk, şimdi 4,5 liraları, o da yılın ilk yarısı için. Bizim liranın değer kaybındaki rekorları Zimbabwe parası bile kıramayacak neredeyse.
***
Son haberlere göre, sanık mı, tanık mı, itirafçı mı iftiracı mı olduğu belli olmayan Reza efendinin, federal tanık koruma programına alındığı söyleniyor. Acaba, estetik ameliyatla Reza’nın tipini değiştirip, yeni kimlikle ABD vatandaşı yaparlar mı? Yaparlar, adını da Richard koyarlar.
Böyle “kıymetli kullanışlı bir eleman” bir daha ABD’ye gelmez!

Paylaş
Önceki İçerikBezeme sanatı !
Sonraki İçerikAğzından çıkanı kulağın duysun
İsmet Hazardağlı

1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz’de ekonomi yazıları ile sizlerle!