Ana Sayfa Yazarlar 30 Ağustos’u coşkuyla kutlamayı başaramadık..!

30 Ağustos’u coşkuyla kutlamayı başaramadık..!

65
PAYLAŞ

Her kez kendi bahçesinin önünü temizlesin mantığındayım. Türkiye’de 30 Ağustos Zafer Bayramı nasıl kutlandı bilemem, ancak İsveç’te mütevazı bir şekilde benimde katıldığım Stockholm Büyükelçiliği’nde kutlandı.

Stockholm Büyükelçisi Sayın Kaya Türkmen’in Büyükelçilik rezidansındaki davete bende davetliydim.

İçeriye girdiğimde bir anda şok oldum. Salonda sadece Stockholm Büyükelçiliği’nde görevli diplomatlardan oluşan bir grup vardı. İsveç’te yaşayan Türkler, ya da yabancı misyon yoktu.
Türkiye’nin bir yerde ulusal bayramı çok sakin, sessiz, coşku ve ahenkten uzak kutlanıyordu. Birlik ve beraberliğin inşa edildiği, bu birlikteliklerin ’’Taçlandırıldığı’’ bugünlerde maalesef 30 Ağustos Zafer Bayramı, Stockholm’de umduğum gibi kutlanamadı. Keşke kutlansaydı. Sanırım, bunu İsveç’teki tüm Türklerde gönülden isterdi.

NEDEN 30 AĞUSTOS VE DİĞERLERİ DEĞERİ GİBİ KUTLANMAZ?

Bir süredir nedense 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, gibi milli bayramlarımızın coşku ile kutlanmalarında hep  gölgelenmeye çalışılan bir ruh hali var.
Oysa şehitlerimiz de olsa, terör atakları dahi olsa bizi, biz yapan unsurlardan vazgeçmemeliyiz. Bizi biz yapan bu unsurları gönlümüzce kutlayamazsak, o zaman düşmanlarımızı sevindiririz. Zamanı geldiğinde yılmayacağız, onları sevindirmeyeceğiz dememize rağmen bu milli bayramlara gelince nedense  hep es geçiliyor. Bu bir tesadüf mü? Yoksa arkasında bir şey mi var? O konuda endişelerim yok da değil.

ZAFERİ KUTLAMAYACAĞIZ DA NEYİ KUTLAYACAĞIZ

IMG_9326Ulus olarak ne zaman insanlar en coşkun hale gelir. Büyük zaferlerde. İşte bir spor olayında, işte bir başka ulusal yarışmada bir birincilik insanlarda ’’Zafer’’ duygusunu uyandırır ve insanları sokağa döker. Sevgi seli sokaklarda ses bulur. 30 Ağustos Zafer Bayramı da Türk milletinin böyle en büyük hasletleri arasındadır.
Osmanlı’nın yurdunu düşmanlara teslim etmesi ile yeni bir ulusun esareti kabul etmeyerek, istila halindeki bir ülkeden özgürlüğe kucak açmasıdır. Yani yok olmuş bir milletin uyanışıdır. Ayaklarının üzerine tekrar dirilişidir. Bundan iyi nasıl bir örnek olabilir ki. Burada bir araya gelip coşamıyorsak, Türkiye’si ile dış temsilcilikleri ile nerede bu sevgimiz, coşkumuz doruğa çıkacak. Nasıl tek yürek olacağız Ankara’daki Beyler.

BEN NASIL HAYAL ETMİŞTİM

Oysa ben Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği’ndeki 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlaması için aldığım davete giderken, 15 Temmuz başarısız darbe girişimini yaşamış bir ülke olarak milli iradeyi, yani milleti de içine alacak bir kutlama bekledim. Davetten ayrılırken, Stockholm Büyükelçisi Sayın Kaya Türkmen’e bu konuda sorumu ilettim. Kendisi Ankara’dan kutlama ile ilgili olarak geçen hafta Perşembe günü yanıt geldiğini o nedenle hem yabancı misyona hem de Türklere yetişemedikleri için kendi personeli ve basın mensupları ile mütevazı bir kutlama yapmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Alkollü içkinin ikram edilmediği kutlamada, 30 Ağustos Zafer Bayramı, bu coşkudan uzak bir atmosferde davetlilerin kendi arasında sohbeti ile ruh buldu. Oysa Zafer Bayramları nasıl kutlandığını herkes benden daha iyi bilir.
İnşallah seneye diyelim. Dilemekten başka ne yapabiliriz ki. Ne yazsak ciddiye de alan yok.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam