Çocukluk döneminde görülen hipertansiyonun sinsi bir şekilde ilerlediğine dikkat çeken Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, 3 yaşından sonra tüm sağlıklı çocukların yılda bir kez tansiyonlarının ölçülmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Yüksek tansiyon erişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da görülebiliyor. Uzmanlar, yüksek tansiyonun en önemli nedeni olarak ise aşırı tuz tüketimini işaret ediyor. Tuzun içersinde bulunan sodyumun vücudun sıvı dengesini sağladığını belirten Memorial Bahçelievler Hastanesi Pediatri ve Pediatrik Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Çivilibal,  “Tüm gıdaların içinde az ya da çok miktarda sodyum var. Biz bunları beslenme esnasında alıyoruz. Ancak sofra tuzu diye nitelendirdiğimiz tuzun miktarı çok önemli” dedi.

BİR YAŞINA KADAR TUZLA TANIŞTIRMAYIN

Çocukların bir yaşından önce tuzla tanıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, Dünya Sağlık Örgütü’nün tuzun kullanımıyla ilgili belirlediği sınırları şöyle açıkladı:

“Erişkinler için günde 1 çay kaşığı yani 5 gramdan fazla tuz tüketilmemesini öneriliyor. Fakat Türkiye’de yapılan çalışmalarda neredeyse hepimiz bunun 3 katına yakın tuz tüketiyoruz. Bebekler için olabildiğince 1 yaşından önce tuzla tanıştırmamak ileri yaşlardaki tuz tüketimini de azalttığını düşünüyoruz. 1 ila 3 yaş arasındaki çocuklarda 2 gramı geçmemeli. 4 ila 6 yaş arasında 3 gramı geçmemeli, 7 yaşından sonra da tıpkı erişkinlerde olduğu gibi 5 gramı geçmeyecek bir rejim uygulayacağız.”

FAZLA TUZ ÖDEME NEDEN OLUYOR

Vücuda alınan tuzun susuzluğa neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, bu suyun da ödeme neden olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, “Tuz fazla tüketildiği dönemlerde vücudun sıvı ihtiyacı da artacaktır. Dolayısıyla kişiler daha fazla su tüketecektir. Birinci olumsuz etkisi vücutta ödem birikmesidir. Tuzun kan basıncıyla ilgisi olduğu biliniyor. Aşırı tuz tüketimi damar yapısını bozarak tansiyon yüksekliklerine ve kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Dolayısıyla bebeklik, çocukluk döneminden itibaren aşırı tüketilen tuzlar kalp ve damar sistemini olumsuz etkilediği için erken gençlik ya da erişkinlik dönemlerinde hipertansiyon ve buna bağlı komplikasyonlara yol açabilmektedir” diye konuştu.

ÇOCUKLARDA SİNSİ BİR ŞEKİLDE İLERLİYOR

Hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, kronik böbrek yetersizliği hastalıklarıyla dünyaya gelen çocuklara dikkat çeken Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, erişkinler gibi çocukların da tansiyonlarının muayene sırasında ölçülmesi gerektiğini belirtti. Çocukluk dönemi hipertansiyonunun sinsice ilerlediğini ifade eden Prof. Dr. Çivilibal, “Erişkinlerin neredeyse her muayenede tansiyonları ölçülürken ne yazık ki toplumda çocukta tansiyon mu olur diye bir algı var. Biz 3 yaşından sonra tüm sağlıklı çocukların yılda bir kez tansiyonlarının ölçülmesini istiyoruz. Çünkü çocukluk yaş grubunda oluşan hipertansiyon hiçbir bulgu vermeyebiliyor. Ancak ve ancak tansiyon ölçümüyle saptanıyor. Bunun yanı sıra da doğuştan kalp hastalığı olan böbrek rahatsızlığı olan ve belli bir dönem yeni doğan yoğun bakım ünitesinde yatmış çocukların 3 yaşından önce de kan basınçlarının rutin izlenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Salam, sosis, sucuk ve cips gibi çocukların severek tükettiği besinlerde tuz oranının yüksek olduğunu söyleyen Çivilibal, potasyumun ise bu tuzu dengelediğini belirtti. Çivilibal, “Muz, ıspanak, brokoli, avakado, nar, ceviz gibi gıdaları tüketerek de sodyumun zararlı etkilerinden hipertansiyon etkisinden bir miktar uzaklaşabiliyoruz” dedi.