Ana Sayfa Yazarlar 23 nisan Nisan’ın Getirdikleri Götürdükleri

23 nisan Nisan’ın Getirdikleri Götürdükleri

51
PAYLAŞ

Nisan ayı “Bir Nisan Şakaları” ile başlayan bir ay. Yıl başlangıcının Fransa Kralı IX, Charles tarafından, 1564’de, Ocak ayına çekilmesi sonrasında, Fransızlarca kendi kültürlerinin bir parçası olarak algılanan bu gün, giderek bütün dünyaya yayıldı ve insanlar arasında sürpriz hediyelerin alınıp-verildiği, yapılmayacak bir partiye davet, gerçek olmayan haberler/olaylar olarak yaygınlaştı. Bu haftaki yazımda, Nisan ayının ülkemiz ve insanımız açısından önemini anımsatmaya çalışacağım.

Nisan ayı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulma ve kurumlaşmasının temel taşı olan ’nin açılışını içermektedir. Mondros Ateş Bırakışması sonrasında, ülkenin Birinci Paylaşım Savaşının galip ülkeleri tarafından işgal edilmeye başlanması ve Yunanistan’ın B.Anadolu ile Trakya’yı kendi toprağına katma yolundaki girişimlerine yönelik M. Kemal Paşa önderliğinde başlayan “başkaldırı” ve ülkenin yazgısının “ulusa aktarılmasının” kilometre taşıdır. ’nin meşruiyetini sağlayan hata, Aralık 1919’da gerçekleştirilen seçimleri sonrası oluşan son Osmanlı Meclis-i Mebusanının 18 Mart 1920’de İngilizler tarafından basılması, mebusların ele geçirilenlerinin tutuklanarak ’ya sürülmesi ve sonrasında ise kapatılması olmuştur. Eğer, bu hata işlenmemiş olsa idi, Ankara’da yeni bir Millet Meclisi’nin toplanmasının özdeksel koşulları söz konusu olmayacaktı. Atatürk’ün dünya çocuklarına da armağanına dönüşen, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyorum. Dilerim, kanla, canla, emekle ve bilgi ile yaratılan ulusun egemenliği, kimi muhterislerin oyuncağına dönüşmesin.

Nisan ayı “Eğitim Tarihimiz” açısından da önem taşımaktadır. Bu yıl 75 inci kuruluş yılını kutladığımız Köy Enstitüleri, 3 Mart 1924’de kabul edilen “Öğrenim Birliği Yasası” ile başlatılan, çağdaş, laik eğitim-öğretim devriminin, köye ve köylüye yaygınlaştırılmasının aracı olmuştur. 3 Mart ile 17 Nisan’ı, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar yetiştirme atılımı” olarak anmak ve anlamakta yarar bulunmaktadır. 1940’da kurulan ve 1947’de içi boşaltılan ve 1954’de eylemli olarak kapatılan Köy Enstitüleri’nin yetmiş beş yıldır aranır olmasını, eğitim ve öğretim sistemimizin, bu kurumları aşabilecek beceriyi gösterememiş olmasında aramak gerekmekte. Bu tasarı yerine, var olan siyasal iktidarın günümüzde uygulamaya koyduğu “dinci ve kinci kuşaklar yetiştirme tasarımı”, bu günlerin anlamını daha bir belirgin kılmaktadır.

2015 yılının Nisan ayı, 24 Nisan 1915 tarihli Osmanlı uyruğunda olan Ermenilerin zorunlu yer değiştirmesini düzenleyen Genelge ve kimi Ermenilerin tutuklanmasının yüzüncü yılı nedeni ile özel bir anlam taşımaktadır. Her yıl Ermeni Diasporasının açtığı “soykırım falı”, bizdeki politikacıların çapsız ve yetersizliğinden ötürü, karabasana dönüşmekte ve 24 Nisan gününün takvimden düşürülmesi benzeri sapkınlıklara neden olmaktadır. 18 Ocak 1919’da Malta’da İngilizler tarafından oluşturulan ve katliam yapmakla suçlanan 120 kişi yargılama yapılmış, 29 Temmuz 1921’de İngiliz Kraliyet Başsavcısı sanıkların hepsinin serbest bırakılmasına karar vermiştir. Yapılan yargılama sırasında, ABD de ellerinde olayların soykırım biçiminde tanımlanmasını gerektirir bilgi ve belge bulunmadığını açıklamıştır. Bu tarihi gerçekler ortada iken, iki halk arasındaki dostluk ve komşuluğu geliştirmek gerekirken, bunun yapılmamasını ve her yıl konunun ısıtılıp ortaya getirilmesinin, öncelikle Ermenilere yararı bulunmamaktadır.

Bu yılın Nisan ayı, sanat ve düşün ağacığımızdan iki yaprağın düşmesinin tanıklığını yapmaktadır. Ressam Kayıhan Keskinok ile Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, yaşamlarını noktaladılar. Sevgili Keskinoak, fırçası ile bize güzellikler yarattı. Sevgili Sinanoğlu ise, bir bilim ve Türkçe vurgunu olarak bilincimize katkılarda bulundu. Onların emeklerini, bize verdiklerini saygı ile anıyorum ve onların ürünleri var oldukça yaşayacaklarını da belirtmek istiyorum. Her ikisi de sonsuz uykularında rahat olsunlar.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam