EKONOMİST Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’nin ekonomisi gelişen ülkeler arasında gittikçe gücünü artıran bir ülke olduğunu belirterek, “Çok iyi biliyoruz ki 2050 yılında gelişen ülkelerin milli gelirleri gelişmiş ülkeleri aşacak” dedi.

Altınbaş Üniversitesi’nin üç tecrübeli ekonomisti, “Nereden Geldik Nereye Gidiyoruz?” başlıklı serinin ilk panelinde bir araya geldi. Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez ve Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Işın Çelebi’nin konuşmacı olarak katıldığı etkinlik, üniversitenin Gayrettepe Yerleşkesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Zaman zaman izleyicileri gülümseten etkinliğe ilgi de yoğundu. Ekonomist Mahfi Eğilmez ve Doç. Dr. Işın Çelebi panelin ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

“ORTALIĞIN SAKİNLEŞMESİNİ BEKLEYİN”

Dalgalı kuru değerlendiren Prof. Dr. Emre Alkin, “Dalgalı kur sisteminin bir fazileti var ve bu yükseliş eninde sonunda duruyor. Durduktan sonra da bir geriye gelişi var. Bence şu an piyasalar panik halinde olduğu için iletiye bir adım atmaktan imtina edin, bir adım geri atın ve ortalığın sakinleşmesini bekledikten sonra karar alın. Şu anki seviye ve rakamların hiçbiri gerçek değil” tavsiyesinde bulundu.

“YERLİ PARAYLA İHRACATI DESTEKLİYORUM”

Önceki yıllarda gündeme gelen Türkiye’nin Rusya, Çin ve İran ile yaptığı ticarette yerli para kullanması fikrine de değinen Prof. Dr. Alkin, “Türk Lirası rezerv para değil ama konvertibl bir para birimi. Konvertibl yani dünyanın her yerinde geçebilme ihtimal var. Bir tek şart var onun için de pariteyi kabul etmeniz.

TL hangi ülkede kullanılıyorsa eğer ihracatçı veya ithalatçı pariteyi kabul ediyorsa neden olmasın ? Bence doların hakimiyetini kırmak amacıyla değil ama ihracat işlemlerini kolaylaştırmak açısından son derece faydalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü önünde sonunda bütün paraların aralarındaki parite dolara karşı değerleriyle belirleniyor. Fakat bunun ihracat işlemlerini kolaylaştırıcı borçlanmada seçenekleri artırıcı bir metot olduğunu düşünerek kesinlikle destekliyorum” diye konuştu.

“İRAN YAPTIRIMLARI AB’Yİ DE ETKİLECEYECEK”

ABD’nin İran yaptırımlarına da dikkat çeken Prof. Dr. Alkin, “Türkiye’den önce Avrupa Birliği’ni ciddi şekilde etkiliyor. Çünkü biliyoruz ki Almanlar ve Fransızlar ve başka ülkelerin çok fazla yatırımları var. Türkiye’ye de göreceli olarak sirayet edecek. Onu kabul ediyorum. İran’la olan bizim ticaretimiz doğalgaz ve petrol üzerine gittiği için bizim enerji güvenliğimiz için sıkıntılı bir süreç yaratabilir. Bizim enerji güvenliğimizde İran önemli bir noktada yer alıyor. Bir de, dış politikamızı ihtiyaçlarımıza göre belirliyoruz. O yüzden ABD’nin bu kendi başına çıkışı Türkiye’nin dış politikası açısından çok lehte sonuçlar yaratmayacak. Müzakerelere devam etmek gerekiyor” dedi.

Türkiye’nin BRICS toplantısına davet edilmesinin de gelecek açısından önemli olduğunu vurgulayan Alkin şöyle devam etti:

“Türkiye ekonomisi gelişen ülkeler arasında gittikçe gücünü artıran bir ülke ve çok iyi biliyoruz ki 2050 yılında gelişen ülkelerin milli gelirleri gelişmiş ülkeleri aşacak. Hatta iki katına çıkacak dolayısıyla Türkiye’nin burada bir pozisyon alması önemli ve Türkiye burada pozisyonunu belli etti. Yani dedi ki ‘Ben sadece batıya dönmem komşularıma dönmem ben bu güç odakları ile yan yana oturup bazı müzakereler yapmak zorundayım. Onlarla ortak menfaatimi korumak zorundayım’. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplantıya katılımını gelecek için önemsiyorum.”