2017’den 2018’e girerken, bütün alanlarda geçmişin bir muhasebesi yapılır ve geleceğin beklentileri dile getirilir.İnsanları hayata bağlayan düşler, düşünceler, anılar ve umutlar her zaman var olmaya devam etmektedir.

Düşler, düşünceler ve uygulamalar umutları yeşertmeli,kaderde, kıvançta,tasada ortak bir toplumu akıl, bilim ve teknoloji aydınlığında buluşturmalıyız.

Yeni yılda, tüm insanlığın ortak akla ve evrensel bilince ulaşarak en önce yaşama hakkını ve özgür düşünceyi temel eksen olarak ele alması sağlanmalıdır. Tüm dünyanın yer altı ve yer üstü zenginlikleri öncelikle insanların huzur ve mutluluğu için değerlendirilmelidir. Barış için sevgi, hoşgörü çemberi dünyayı sarmalıdır.”Mutluluk için devlet, devlet için adalet” düşüncesi esas alınmalıdır. Sağlık, huzur ve başarı için her alanda bütün hizmetler, ben yerine biz ve hepimiz temeline oturtulmalıdır.

Yıllardır süren ve milyonlarca insanın can kaybına neden olan ve geleceğe kalması gereken nadide kültür varlıklarını yerle bir eden acımasız savaşlar dünya ve insanlık için en büyük tehdit olarak görülmelidir.

Ünlü şair Fikret Sezgin’in dediği gibi: “Takvimler değişiyor, zaman hep aynı zaman./Yaşımız değişiyor,insan hep aynı insan.”

Bir Özbek özdeyişinde .”Zaman devr-i daimdir, geçen insan ömrüdür” diye ifade edilmekte.
Yıllar su gibi akarken ve hayat peşinden koşarken , yaşananları geleceğe taşımak ve geçmiş ile gelecek arasında kitaplarla, albümlerle, fotoğraflarla, belgesellerle ve yıllıklar arasında bir kültür köprüsü kurmak, tarihe ışık tutmak anlamı içerir.

Tanınmış şair ve yazar Rıfat Ilgaz’ın “Kara Dayıya Mektup” şiirinde ifade ettiği gibi: “Gidenler -gelenlerle yolladığımız selamlar da olmasa/Çoktan yitirirdik izimizi.”

Bir yıllık zaman sürecinde yaşanan önemli olaylar, güncelere, yıllıklara, antolojilere ve anı defterlerine aktarılır. Yıl boyunca yaşananları ,yazı, fotoğraf ve belgelerle birleştiren YILLIKLAR , günü ve geçmişi geleceğe taşırlar. Ulusu ve toplumu ilgilendiren önemli yıldönümlerinde, tarihî,sosyal, kültürel , edebî ve sanatsal alanlardaki gelişmeleri bir araya getiren “YILLIKLAR” çıkarılır.Yıllar geçer ve yıllıklar kalır;geçmişi geleceğe taşırlar.

İzimizden-yolumuzdan kalan anıları, bilgi ve belgelerle yaşatan yıllıkların değerini bilmeliyiz.
Söz uçar yazı kalırmış. Yazıların belleklerde ve benliklerde kalanları yıllıklara,belgesellere ve antolojilere taşınmış olanlarıdır. Toplum tarihinde, bu kaynaklar, baş tacı edilir, okunur, saklanır ve gelecek kuşaklara en anmalı armağan olarak bırakılır.

Yıllıklar, tarihî, kültürel ve sosyal içerikleri ile insanlığın duygu ve düşünce felsefesini bütün boyutları ile geleceğe taşıyan kaynak eserlerdir. Yıllar sonra, yıllar öncesini aydınlatan bilgi kaynaklarıdır. Başucu eserleridir.Çocuklara ve gençlere en büyük armağandır.

Edebiyat tarihimizde önemli bir yer tutan yıllıklar, günümüzde giderek önemini, sıcaklığını ve etkisini yitirmekte. Her yılın sonunda değişik alanlarda ve konularda dört gözle beklenen yıllıklar görülmez ve aranmaz oldular. Bu durum, kültür tarihimiz için büyük bir boşluk yaratmaktadır. Çok özgün, özel, renkli, içerikli ve zengin ulusal değerlerimiz, bütün anlam ve boyutları ile anlatılmayı ve tanıtılmayı beklemektedir.

Cumhuriyetimizin 25 inci,50 inci ve 75 inci yıllarına adanarak , illerde ve bakanlıklarda çıkarılan yıllıklar yanında, şiir, edebiyat, mimari, güzel sanatlar, sosyal ve kültürel politikalar konularında çıkarılan yıllıklar , kütüphanelerde, okullarda ve evlerde okuyucuyu aydınlatmaktalar.

Kendi derdine düşen insanlar ve ülkeler , yıllardır savaşların ve terörün gölgesinde bu türlü kültürel ve kalıcı çalışmalara zaman ve kaynak ayıramamakta. Tarihi, kültürü yok eden ve İnsanlığa acı ve zulüm veren savaşların son bulması için sanatın, kültürün ve eğitimin insanî ruhundan yararlanılmalıdır.

İnsanlar, kin, nefret ve bencillikten arınmalı benliklerini, insana, doğaya ve hayata dair bilgi, sevgi ve saygı ile donatmalıdırlar. Eğitimde yıllıklardan yararlanılmalı ve yeni yetişen kuşaklara bu bilinci ve bilgiyi aktarmalıyız.

Gelecek zamanlarda, geçmişi merak ederek arayanlar, yıllıklara baş vurmalıdırlar. Ne yazık ki bu anlamda ve içerikte tarih, mimari, edebiyat-şiir, basın ve yayın ile kültür ve sanat dallarında çıkarılan yıllıklar yeterli değildir. Devletin bu alanlara kaynak ayırarak destek olması gerekmektedir. Bu alanda eğitim, kültür ve yayın politikaları önem kazanmaktadır.
Tüm ilgi kurum ve kuruluşların bu konulara gönül ve emek vermeleri öncelikli ve önemlidir. Reklam amaçlı gereksiz yere çıkarılan dergi, afiş, broşür Vb. tanıtım için ayrılan kaynaklar boşa harcanmakta ve kalıcı hiç bir yararı bulunmamaktadır.Bunlara ayrılan kaynaklar ve zamanlar, içeriği özgün ve özel yıllıklara harcanmalıdır.Gelişmiş ülkelerde bunun çok anlamlı örnekleri bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 2023’de kutlanacak olan yüzüncü yılı için bütün alanlarda değişik dillerde ve içerikte çıkarılması gerekli ve önemli olan YILLIKLAR için, tüm kurum ve kuruluşlar şimdiden uzmanlarla çalışmalara ayrıntılı bir şekilde başlamalıdır. Tanıtım Fonu’na büyük görevler düşmektedir.
Yurt içinde ve dışında bütün kütüphanelere, elçiliklere, konsolosluklara, eğitim ve kültür müşavirliklerine, turizm bürolarına,üniversitelere ulaştırılması gereken “T.C.100.YILI YILLIKLARI”, büyük önder Atatürk ve çağdaş, laik,demokratik Türkiye Cumhuriyeti ana teması ile içeriği çok anlamlı bir şekilde hazırlanmalı ve tüm ülkelere zamanında ulaştırılmalıdır.

2023’te Cumhuriyetimizin yüz yıllık kazanımları ve başarıları belgelerle kanıtlanmalıdır.
2018’e girerken ,tüm halkımızın ve okuyucularımızın yeni yılını kutlar, sağlık ve huzur içinde bir yıl dilerim.