2017 Birlik ve Beraberlik Yılı Olsun

0
126

2017 yılına İstanbul’da 39 kişinin can verdiği terör saldırısı ile girdik.İstanbul’da yılbaşı gecesi büyük bir terör saldırısı yapılacağı yolundaki iddialar halk arasında dolaşmaktaydı.

Bu bakımdan bir silahlı militan tarafından İstanbul’daki gece kulübüne yapılan yapılmış olan terör saldırısı aslında çok şaşırtıcı değildi.
01 Ocak 2017, sabah kalktığımızda TV’deki alt yazılar dikkatimi çekti. Rusya, ABD, Fransa, İngiltere yetkilileri başsağlığı dilemekteydi. Bu durum bugüne kadar uğradığımız terör saldırıları karşısında takındıkları tavırdan biraz farklı idi. Öncelikle hemen harekete geçmişler ve başsağlığı dilemeye başlamışlardı. İkincisi ise teröre karşı Türkiye’ye yardım ve işbirliği teklif ediyorlardı. Gerçek duyguları ve niyetleri ne olursa olsun, bu bile ülkemiz adına sevindirici bir gelişme idi. Kayıp ettiğimiz 39 insana rağmen bu işbirliği teklifini duymak güzeldi.

Terörün dini, milliyeti ve aklı yok. Bugün bir gece kulübüne saldırdı, yarın bir camiye, bir kiliseye veya bir havraya saldırabilir. Öldürülenler, Müslümanlar veya gayrımüslimler olabilir. Terörün amacı insanları korku ve ümitsizliğe sevk ederek kabuklarına çekilmeye zorlamaktır. Boşalan alan ise terör örgütü mensuplarınca doldurulacak ve böylece yeni mevziler kazanacaklardır.

Saldırıyı gerçekleştiren terörist henüz yakalanamadı. Ama bütün belirtiler terör örgütü DAEŞ’i işaret ediyor. TSK mensubu arslanlar El-bab’da DAEŞ’i etkisiz hale getirdikçe teröristler de bu şekilde kolay eylemlerle Türkiye’yi çökertmeye çalışıyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti şu anda dünyanın en tehlikeli üç terör örgütüne karşı savaş veriyor. Bu üç terör örgütü de ellerindeki bütün fırsatları kullanarak Türkiye’yi yıldırmak istiyor. İşte bütün mesele burada düğümleniyor.

Türkiye’nin en büyük şansı sabırlı, sağduyulu, ileri görüşlü Türk insanıdır. Kürdü ile, Türkü ile; Alevisi ile Sünnîsi ile Anadolu insanıdır. En büyük talihsizliği ise bölgede sinsi sinsi sürdürülen toplum mühendisliği çabalarıdır. Masa başında yeni haritalar çizmek sevdalarıdır.
Tıpkı 1918’lerde yaptıkları gibi. Osmanlı toprakları üzerinde Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan, Yemen, Suudi Arabistan, Katar, Küveyt vs., vs. güdümlü, kukla devletler kurdular. Suriye, ilk çağlardan beri coğrafî bir isimdir. Suriye devleti diye bir devlet yoktur. Suriye milleti diye bir millet olmadığı gibi. Ama sömürgeci büyük devletlerin menfaati bunu gerektirdi. Kukla bir Suriye devleti kurdular. Başına da bir kıral buldular. Bütün amaçları Osmanlı’yı budamak ve kendilerine hizmet edecek emir erleri bulmaktı. Bugün de aynı oyunu tam 100 sene sonra ikinci kez seyir ediyoruz. Hem de ibretle.

Anadolu’nun çilekeş halkı. Çarıklı erkân-ı harp, sen dimdik duracaksın. Sen kararlılığını bozmayacaksın. Sen sabrını tüketmeyeceksin.
Fitne çıkarmak isteyenler her türlü bozgunculuğu yapmak isteyecekler. Akıl almaz hikâyeler uyduracaklar. Sosyal medya üzerinden bunları yaymak ve bu yolla halkı çatışmalara sürüklemek isteyeceklerdir. Yok Noel Baba kılığına girmişmiş; yok Alevîleri hedef almışmış. Yok Karaköy’de polis halkın üzerine ateş açmışmış, 300- 400 kişi ölmüşmüş… Akla zarar daha nice yalanlar, daha nice fitneler.
Biz bu tür fitneleri yaymak suretiyle bunların amaçlarına hizmet etmeyeceğiz. Bazı paylaşımlar hoşumuza gitmeyebilir. Onu da kendi yalnızlığına havale edeceğiz. Bazen açıkça tartışmaya girmek yerine arkadaşlarımıza özelden mesaj göndererek yanlışlığı düzeltmeye çalışmak daha yararlı olabilir. Ama hiçbir zaman kırıcı olmadan. Hiçbir zaman öfkeye kapılmadan.

Teröre karşı devletin yanında yer alacağız. Bu konuda en güzel örneği MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli vermiştir. Bugünkü İstanbul terörü karşısında vermiş olduğu cevap da 15 Temmuz darbe gecesi vermiş olduğu cevap kadar tarihe geçecek değerdedir. Bugün her türlü siyasal, etnik ve mezhep ayrılıklarını ikinci plana, üçüncü plana atmak ve hep birlikte teröre karşı kenetlenmek zorundayız. Başka çaremiz yok.