İstanbul, 20-24 Kasım tarihleri arasında tarihî bir gün daha yaşadı: Altınboynuz’un incisi Haliç Kongre Merkezi’nde “2. Uluslararası Osmanlı Coğrafyası Arşiv Kongresi” başarı ile tamamlandı.

Yılmaz Kurt*: Arşiv bir milletin hafızasıdır; Osmanlı Arşivi ise
27 milletin hafızasıdır

2012 yılında İstanbul’da Cevahir Otel salonlarında gerçekleştirilmiş olan Osmanlı Coğrafyası Arşiv Kongresi’nin ikincisi 2017 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayesinde görkemli bir bilgi şöleni olarak Haliç Kongre Merkezi salonlarında gerçekleşti.
Osmanlı Coğrafyası Arşiv Kongresi, Osmanlı Devleti topraklarında kurulmuş olan 26 devletin arşivcilerini ve tarihçilerini Osmanlı Devleti’nin son başkentinde bir araya getirmeyi amaçlamaktaydı. Gerçekten Osmanlı topraklarında kurulmuş olan 26 devletin temsilcilerinin tamamına yakını Kongre’ye katıldı. Bosna-Hersek’ten 20; Azerbaycan’dan 16; Karadağ’dan 10; Makedonya’dan 9; Kazakistan’dan 8; Sırbistan ve Bulgaristan’dan 7’şer; Macaristan, Irak ve Cezayir’den 6’şar akademisyen ve arşiv uzmanı Kongre’ye katılanlar arasında yer almıştır. Buna ek olarak Osmanlı Devleti’nin ilişkide bulunduğu Polonya, Almanya, İspanya, Japonya, Katar, Yemen, Pakistan gibi ülkelerden de arşivci ve tarihçiler büyük bilgi şölenini gözlemci/ dinleyici olarak izleme imkânı buldular. Böylece kongre 48 farklı ülkenin katılımı gerçekleşmiş oldu. Türkiye’den katılımcı ve izleyici sayısı ise elektronik kart okuması sayesinde 3520 olarak tespit edilmişti.
Kongre, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayesinde idi. Cumhurbaşkanı yoğun gündemi sebebiyle Kongre’ye katılamadı. Ancak son ana kadar Cumhurbaşkanının bizzat katılacağı var sayılarak hazırlıklar ona göre yapıldı. Kongre’nin bu denli görkemli olmasında elbette bunun büyük etkisi oldu. Cumhurbaşkanımızın katılamayışı medyanın Kongre’ye daha az ilgi göstermesi dışında Kongre’nin bilimsel gücünü ve amaca ulaşma azmini pek etkilemedi.
Kongre düzenleyicilerinin başında T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bulunmaktaydı. Konu arşivler olunca da doğal olarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) Arşiv Dairesi vardı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Gökhan Kanal, Kongre’nin bütün aşamaları ile bizzat ilgilendi. Ama esas yük işin öz sahibi Arşiv Dairesi Başkanı Zeynel Abidin Türkoğlu’nun omuzlarında idi. Bir yılı aşkın bir sürede devletin bütün ilgili kurumları ile temaslar kuruldu. Hepsi de Kongre’den haberdar edildiler. Bu arada Cumhurbaşkanlığı ile uyumun sağlanması önemli idi. Yurt dışından davet edileceklerin listeleri hazırlandı. Yurt dışındaki ilgili arşiv kurumlarının yöneticileri davet edildiler. Yurt dışından katılması istenilen uzman akademisyenler Kongre’ye özel olarak davet edildiler. Aynı şekilde ülkemiz üniversitelerinden alanında uzman birçok akademisyen Kongre’ye özel davetiye ile katıldılar.
Bu dev arşiv kongresinde Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün bu işin dışında kalması düşünülemezdi. Devlet Arşivlerinin genç ve dinamik genel müdürü Prof. Dr. Uğur Ünal, Kongre boyunca olağanüstü çaba gösterdi. Dört gün boyunca tebliğleri izledi, tenkitleri cevapladı, heyetlerle hazırlanan protokolleri imzaladı. “Geleceğin Arşivcileri ve Hayalimdeki Arşiv Özel Oturumu”nda arşivciliğimiz konusunda unutulmayacak bir konuşma yaptı. Arşivler konusunda ortaya atılan dijitalleştirme işlemlerinin güvenilirliği konusundaki bazı eleştirilere cevap verdi. Arşivler konusunda en yetkili ismin Kongre’ye bizzat katılması ve gerekli açıklamaları yapması Kongre’nin artılarından birisi oldu.
1990’lı yıllarda Arşiv belgelerinin mikrofilme alınması sırasında ortaya atılan mali endişeler ve güvenilirlik endişeleri bu sefer de dijitalleştirme işinde dillendirilmek isteniyordu. “Teknolojinin çok hızlı gelişmesi” anlaşılır bir şeydi, ama “dijitalleştirme işlemine bir yıl ara verilmesi” teklifinin akla yatan bir gerekçesi yok gibiydi. Ünlü bir akademisyenimizin istekleri doğrultusunda bütün işlemler “bir yıl” durdurulmuş olsa ne olacak, ne yarar sağlayacaktı? Cevap aslında çok açıktı: Teknolojinin çok hızlı geliştiğini bildiğimiz halde yine evimize veya işyerimize bilgisayar alıyoruz. “Bir yıl bekleyelim yeni çıkan bilgisayarlardan alalım” diyemiyoruz. Dijitalleştirme sırasında hassas çekimde bir kişi günde ancak 900 poz çekebiliyor. Milyonlarca belgenin çekimi için kaç hassas çekim makinesi ve kaç teknik eleman gerekiyor, artık hesabını siz tutunuz. Sözün özü, çağımızda dijitalleştirme, hem arşivcilik hem de araştırmacı açısından kaçınılamaz bir zorunluluktur. Nokta.
Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, arşivlerin önemini vurgularken Selçuklu Devlet Arşivi’nin yokluğundan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Refik Hoca’mızın isteği elde mevcut birkaç belge bile olsa bir Selçuklu Devlet Arşivi’nin oluşturulmasına başlanılması idi. Bu öneri kayıp Selçuklu Arşivi konusundaki üzüntüleri bir ölçüde bile olsa giderebilecek olumlu bir teklif olarak değerlendirildi.
Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem, Vakıf müessesinin, Türk tarihinde meydana getirdiği kurumlarıyla sosyal, kültürel, ilmî ve iktisadî hayatın en önemli öznelerinden birisi olduğunu ve bu yönüyle pek çok ilmi disiplinin inceleme alanına girdiğini, Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak vakıf arşiv belgelerine ulaşma noktasında yaptıkları çalışmalarla milyonlarca vakıf belgesinin araştırmacıların hizmetine sunulduğunu belirtti.
Kongre’ye destek sağlayan kuruluşlar arasında Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu yanında, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere pek çok resmî ve vakıf üniversitesi bulunmaktaydı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden Genel Müdür Yardımcısı Rifat Türker, Arşiv Daire Başkanı Adnan Tüzen; ATASE Arşivi’nden Alb. Bülent Durgun ve arkadaşları Kongre’ye katkı sağlayan kuruluş temsilcileri idiler.
Açılış konuşmalarında Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan yaptığı konuşmada arşivlere ve arşivciliğe devletin verdiği önemi anlattı.
“2. Uluslararası Osmanlı Coğrafyası Arşiv Kongresi”nin Onursal Başkanlığı görevi İstanbul Üniversitesi’nden emekli olmuş bulunan Prof. Dr. Mübahat Kütükoğlu’na verilmişti. Arşiv Belgelerinin Dili (Diplomatika) isimli ödüllü eseri ile bütün arşivcilerin ve tarihçilerin yakından tanıdığı Mübahat Kütükoğlu, yaptığı açılış konuşmasında yılların tecrübesini dinleyicilerle paylaştı, arşivcilik konusunda örnek bir ders verdi. Kütükoğlu’nun konuşmasından sonra Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan’ın Hoca’nın elini öperek hediyesini takdim etmesi salondan büyük alkış aldı.
Kongre’yi düzenleyenler Türkiye Cumhuriyeti’nin hassas olduğu noktalarda özel oturumlar düzenleyerek binlerce katılımcının tek salonda bu oturumları izlemesini, böylece etkinin en yüksek seviyeye çıkmasını planlamışlardı. İlk günün öğleden sonrasında gerçekleştirilen “Ortadoğu Özel Oturumu”nun başkanlığını Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan yaptı. Ortadoğu ve Afrika konusunda uzman olan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun,1 Suphi Saatçi, Mahmut Zeyn El-Abidin ve Süleyman Kızıltoprak yaptıkları konuşmalarla Ortadoğu’da kanayan yaranın sebepleri ve çözüm yolları konusunda değerli bilgiler sundular. Zekeriya Kurşun, Kongre Düzenleme Kurulu üyesi olarak bu Kongre için büyük çaba harcayan yetkin bir akademisyen idi; sunduğu tebliğ ile de takdir aldı.
Haliç Kongre Merkezi’nin en büyük salonu olan İstanbul Salonu’nun doluluk oranı yapılan konuşmaların önemi ile doğru orantılı idi. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün yurt genelinde bütün Tapu Müdürlerini ve Tapu Bölge Müdürlerini Kongre’de görevlendirmiş olması salonların doluluk oranlarının yüksek olmasında büyük etken oldu. Devlet Arşivleri’nin Kağıthane’de bulunan modern arşiv binasında çalışan uzmanların da Kongre’ye katılımları sevindirici idi. Bu sayede çoğu eski öğrencilerimiz olan bu değerli uzmanları görmek fırsatı elde ettik. Ortadoğu Özel Oturumundan sonra kongre 3 ayrı salonda devam etti. Arada yine özel oturumlar olduğunda diğer 3 salonda oturum yapılmadı ve bütün izleyiciler 3000 kişilik kapasitesiyle İstanbul Salonu’nda toplandılar. Bu özel oturumlar Kongre’ye ayrı bir canlılık kazandırdı.
Kongre’nin en ilginç oturumlarından birisi başkanlığını Feridun Emecen’in yaptığı Edirne Salonu’nda saat 15.35’de gerçekleştirilen oturum idi. Aslında bu tür kongrelerde 250-300 kişilik bir salonu doldurmanın neredeyse imkânsız olduğunu bütün akademisyenler bilirler. Ancak Edirne Salonu’nda Erhan Afyoncu’nun konuşmasını salonun tamamen dolmuş olması sebebiyle belki de 40-50 kişi ayakta dinlemek zorunda kaldı. Afyoncu’nun konuşmasının hemen bitiminde söz alan Devlet Arşivleri Genel Müdürü Ünal, yapılan eleştirilere cevap verdi. Afyoncu, dijitalleştirmenin durdurulması konusundaki önerisinde ısrar edince oturum iyice hareketlendi. Daha sonra Makedonya’dan Numan Aruch, arşivlerin evrenselliğinin ilkeleri konusunda bir felsefeci gözüyle açıklamalarda bulundu. Fazıl Bayat’ın yaptığı konuşma yabancı araştırmacıların karşılaştığı zorluklar başlığını taşımaktaysa da Sayın Bayat daha çok paleografik zorluklar konusuna ağırlık verdi. Saraybosna’da 1992 yılında Sırp caniler tarafından yakılan Şarkiyat Enstitüsü Arşivi konusunda özgün bilgiler vermek görevi halen bu enstitünün müdürlüğünü yapmakta olan değerli Boşnak dostumuz Adnan Kadri’e düştü. Böylece “Osmanlı Arşivleri ve Sorunlar” başlığını taşıyan bu ilginç oturum son buldu.
Birinci gün saat 15.35’de Bursa Salonu’nda “Balkanlarda Osmanlı Arşivleri” başlıklı oturum vardı. Oturum Başkanı yine Balkanlardan Dragi Gjorgijev idi. Adnan Şerif, Mirjana Marinkovi, Orlin Sabev, Serbo Rastoder ile Admir Adrovi bu oturumun konuşmacıları olarak dinleyicilerini aydınlattılar.
Saat 15.35’de Söğüt Salonu’nda ise başkanlığını Ankara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nün değerli öğretim üyesi Sacit Arslantekin’in yaptığı “Kültürel Miras Kaynağı Olarak Arşivler” oturumu vardı. Bu oturumda Ankara Üniversitesi öğretim üyesi, arşivciliğin önde gelen isimlerinden Fatih Rukancı, Coşkun Polat, Hatice İnci Önal, Ayşe Nuray Önal tebliğlerini sundular.
Birinci günün Edirne Salonu’ndaki son oturumu “Osmanlı Dönemi Toprak Sistemi” idi. Başkanlığını Hacettepe Üniversitesi’nden Yunus Koç’un yaptığı bu oturumda tarihçilerin çok yakından tanıdığı tecrübeli tarihçimiz Mehmet İpşirli ilk konuşmacı idi. Daha sonra Konya Selçuk Üniversitesi’nden Alaattin Aköz, Osmanlı çiftlikleri konusunda özgün bir tebliğ sundu. Aynı üniversiteden Doğan Yörük, Karaman eyaletinde malikâne-divani uygulamalarını anlattı. Son konuşmacı Emine Erdoğan Özünlü ise timar tevcih sisteminde şahitlik beyanı konusunda ilginç bir tebliğ sundu.
Bursa Salonu’nda “Türkiye Kurum Arşivleri ve Arşivcilik Faaliyetleri” başlıklı son oturumu Fatih Rukancı yönetti. Muhammet Ahmet Tokdemir, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü arşivleri konusunda; Semiha Nurdan, Türk Tarih Kurumu Arşivi hakkında; Bülent Durgun, Genel Kurmay ATASE Daire Başkanlığı Arşivi hakkında; Mehmet Korkmaz, Bahriye Arşivi hakkında; Beste Pehlivan Sun ise Dışişleri Bakanlığı Diplomatik Arşivi ve Arşiv Otomasyon Projesi konusunda tebliğ sundular. Bu şekilde arşivlerimizin son durumu hakkında önemli bilgiler kayıt altına alınmış ve arşivlerimizin problemleri dile getirilmiş oldu. Dinleyicilerin ve araştırmacıların Dışişleri Bakanlığı Arşivi hakkındaki sorusu yıllardan beri hep aynı idi: “Ne zaman açılacak?”. Umarız bu önemli arşivimiz yeni ekiple kısa zamanda araştırmacılara hizmet verecek hale gelir.
* Kongrede katılımcıların akademik unvanlarının yazılmaması yönünde karar alındığından, biz de yanlışlığa sebebiyet vermemek için bundan sonra katılımcıların akademik unvanlarını yazmayacağız.