’ın seçilmesinin ardından bir kitap hemen toplumun hafızasında öne çıktı ve Amazon’da zirveye yerleşti: “1984.” İngiliz yazar George Orwell, 1949 yılında yayımlanan bu klasik yapıtında, “Büyük Birader” tarafından yönetilen ve herkesin izlendiği “Okyanusya” adlı polis devletinde, ifade ve düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik geliştirilen dil ve yöntemleri ele alıyor.

Güçlü lider Büyük Birader’e itaat için hükümetin etkin gözetiminde devlet propagandasının kullanılmasının işlendiği romandan yapılan şu alıntı dikkati çekiyor: “Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (…) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı, çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.”

“1984”ün, Orwell’ın “sanatının tacı” olduğu belirtiliyor; ne ki bu taç dikenlerle bezelidir. George Orwell, dünya edebiyatına adını yazdırırken bir yandan da çevresindeki mutsuzluğa mahkûm dünyayı düzeltmeyi amaçlıyordu. Orwell’ın ayrıca, dile tutkuya varan bir titizlik gösterdiği kaydediliyor. Ona göre, dilin gerilemesi, düşüncenin de gerilemesiydi ve bu da iletişimin zedelenmesi anlamına gelirdi. Orwell’a göre özgürlük, yazıyla ilintilidir. Özgürlüğü yok etmek isteyen bürokratlar kötü konuşur, kötü yazarlar; anlamın, bütün anlamın kaybolduğu cümlelere sığınırlar. O yüzden “her yurttaşın, özellikle de gazetecilerin görevinin, bu tür cümle ve sözcükleri yakalayıp bunlara karşı savaşmak” olduğuna dikkat çekmesi büyük önem taşıyor.

Okyanusya’dan, ABD’deki başkanlık seçimi arenası ve sonrasında yaşananlara gelecek olursak; 1984’e gösterilen ilginin temelinde, Trump yönetiminin henüz yapılmış araştırma olmamakla birlikte, kolaylıkla yalanlanabilen iddiaları “alternatif gerçekler” kavramıyla açıklamasının yattığı yorumları yapılıyor. “Alternatif gerçekler” tanımı Orwell’ın, “1984’”e “yalanlarla” uğraştığını söylediği “Gerçek Bakanlığını” hatırlattığına işaret ediliyor. “1984”Ün, daha önce de 2013 yılında Edward Snowden’ın Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) gözetleme programının boyutlarını ifşa ettiğinde en çok satan kitaplar arasına girdiğine dikkat çekiliyor. Kitabın yayıncısı Penguin de hemen 75 bin baskı için harekete geçiyor.

Herkesin okuması ve dersler çıkarması gereken bir kitap.

BİR NOT: (George Orwell olsa) Edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alan yazar Alev Alatlı, törende, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM’nin işleyişine yönelik sözünü hatırlatarak, “Dünya 5’ten büyüktür, dediniz ve tüm oligarkları boşa çıkardınız. Bugün George Orwell olsa ayağa kalkar sizi alkışlardı” demişti.

DUMANI ÜSTÜNDE: 1923-Kuruluş Ayarlarına Dönmek, Sinan Meydan, İnkılap.

BU KİTAPLARA DİKKAT:

Alex de Souza, Marcos Eduardo Neves, İndigo.
Amcam ve Ben, Genç Osman Yavaş, Final KS.
Musa’nın Sırrı, Berk Yüksel, Akılçelen.


OKU ve SAKLA: Mustafa Kemal Atatürk, Şerafettin Turan, Bilgi.


BİR SÖZ: Bir kitap için şöyle denir: “Hemen okuyalım. Daha sonra okumamak için.” Jules Renard

ANKARA’DA BU HAFTANIN TARİHİ:

30 Ocak 1997- Sincan’ın RP’li Belediye Başkanı Bekir Yıldız, Kudüs’ü anma toplantısı düzenledi.
31 Ocak 1928- Türk Maarif Cemiyeti (Türk Eğitim Derneği) kuruldu.
31 Ocak 1968- TRT Ankara Televizyonu deneme yayınına başladı.
31 Ocak 1990- Atatürkçü Düşünce Derneği ve Türk Hukuk Kurumu Başkanı 73 yaşındaki Prof. Dr. Muammer Aksoy, Ankara’da evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.
1 Şubat 1926- Ankara’da Gazi İstasyonu açıldı.
1 Şubat 1963- İki uçağın Ankara üzerinde çarpışarak Ulus semtine düşmesi sonucu 80 kişi öldü.
1 Şubat 1991- Emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda öldü.
2 Şubat 1928- Ankara Çimento Fabrikası açıldı.
2 Şubat 1935- Kız Teknik Öğretmen Okulu kuruldu.
3 Şubat 1933- Ankara İstanbul arasında ilk deneme uçuşu yapıldı.
4 Şubat 1997- Sincan Belediyesinin düzenlediği gecenin ardından, 15 tank ve 20 kariyer, Sincan’dan geçerek Yenikent’teki tatbikat alanına gitti.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...