Referandumda oylanacak kanun 18 maddeden oluşuyor ve her maddede ayrı bir düzenleme getiriliyor ama seçmenden bunların tümüne birden evet ya da hayır demesi isteniyor.

Örneğin, bir seçmen, seçimlerin 4 yıl yerine 5 yılda yapılmasını, ülkenin sık sık seçim atmosferine girip zaman kaybetmesini önlemek düşüncesiyle pekala evet diyebilir, ama aynı seçmen, Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü yetkilerle donatılmasına karşı çıktığı için karar vermekte zorlanacak.
++
Yine, Cumhurbaşkanı seçilenin milletvekilliğinin sona ermesine evet diyebilecek bir seçmen, milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasına itirazı olduğu için gönül rahatlığıyla evet oyu atamayacak.
++
Cumhurbaşkanlığı yetkileriyle başbakanlık yetkilerinin aynı kişide toplanmasını öngören maddeye, yönetimde çift başlılığı önlemek adına evet oyu kullanabilecek bir seçmen, Cumhurbaşkanı’nın partisiyle ilişiğinin kesilmeyeceği hükmü karşısında duraksayacak, evet-hayır arasında kararsızlığa düşecek.
++
Milletvekili seçilme yaşının 18’e inmesine itirazı olmayacak bir seçmen, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunun Cumhurbaşkanı ve Meclis tarafından seçilmesi maddesi ne, “Böyle şey olur mu? Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ne olacak” diye itiraz edebilecek.
++
Meclis’in hızlı çalışması için, denetim yollarından gensorunun kalkmasına evet diyebilecek bir seçmen, bir diğer maddede Cumhurbaşkanı’na kararname çıkarma yetkisi verilmesi hükmünü görünce ne yapacağını bilemeyecek.
++
Yani elmalarla armutların aynı torbaya doldurulduğu, evet ve hayır denebilecek maddelerin içiçe geçtiği bir referanduma gidiliyor.
Aslında, Yüksek Seçim Kurulu, ta işin başında, “Böyle referandum olmaz. Seçmene cevabı net verilebilecek bir soru yöneltilmeli” demeliydi.