Ana Sayfa Yazarlar 1768 Osmanlı Rus Savaşı ve Rus Taktiği

1768 Osmanlı Rus Savaşı ve Rus Taktiği

501
PAYLAŞ

Rus yayılmacılığı tarihin hiçbir devrinde değişmeden sürmüştür. 1989 krizinde Rusya Sovyet çarkını döndürmekte aciz kalınca bir süre için gündemden düşmüş ama hiçbir zaman Rus devlet politikası olmaktan çıkmamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu için hayati sonuç doğuran 1768 – 1774 Osmanlı Rus savaşını başta Sadrazam Koca Ragıp Paşa hiç istemiyordu. Buna karşılık padişah III. Mustafa yıllardan beri Rusya’ya kaptırılan toprakları geri almak hevesindeydi. Bunun için epeyce hazine biriktirmişti. Ragıp Paşa’ya:
-“Eğer garaz akça ise Edirne Kapısı’ndan tâ Rusçuk’a kadar iki geçeli altın dizerim” diyordu.
Ragıp Paşa Osmanlı askerinin eğitimden ve disiplinden mahrum durumunu çok iyi biliyor ve şöyle diyordu:
-“ Osmanlı Devleti yaptığı savaşlarda bir muharip aslan idi. Ama şimdi tırnakları aşınmıştır. Düşmanlarımız bunu anlarlarsa vaziyet müşkül olur”.
İşte bu sebeple önce gerekli ıslahatlar yapılmalı, disiplinli, eğitimli bir ordu kurulmalı, ondan sonra düşmanla savaş düşünülmeliydi.
Ancak Sadrazam Ragıp Paşa’nın bu düşünceleri uygulamaya konulmamış 30 yıl kadar barış döneminde doğru dürüst bir askeri hazırlık yapılmamıştı. Savaşlarda yetişmiş tecrübeli komutanlar da artık görevde değildi.
Koca Ragıp Paşa’nın ölümünden sonra yerine geçen Muhsinzade Mehmed Paşa eski nesilden birisi olarak sınır boylarındaki durumu ve savaşların zorluğunu biliyordu. Rusya’ya karşı savaş açılmasını bu yüzden o da istemiyordu.
Yerine Silahdar Mahir Hamza Paşa getirildi. Kahve kabadayıları ise ordu İstanbul’dan çıkar çıkmaz Ruslar’ın Lehistan’ı boşaltacağını iddia ediyorlardı. Rusya, Avusturya ve İran ile 1739 yılından beri devam eden savaşa son vermiş ve yeni genişleme hedefleri peşinde koşmaya başlamıştı.
Hazırlıksız Osmanlı devletini savaşa zorlayacak hareketlere girişmekten pek de çekinmiyordu. Yeni yeni kaleler yapıyor, Lehistan işlerine müdahale ediyor, Kabartay ülkesine tecavüz ediyor, Boğdan’da, Karadağ’da, Gürcistan’da halkı Osmanlılara karşı kışkırtıyordu.
Lehistan’a Rus saldırısı İstanbul’da bulunan Rus elçisinden soruldu. Elçi Alexio, Lehistan’a kral seçimi sırasında giren Rus kuvvetlerinin 7.000 askerden ibaret olduğunu söylemişti. Fakat bunun 27.000 askerden daha fazla olduğu anlaşıldı. Rus elçisi yalan söylüyor ve zaman kazanmaya çalışıyordu. Bu yüzden 10 kadar adamıyla birlikte tutuklanarak Yedikule zindanlarına konuldu.
Osmanlı döneminde bir devlete savaş açıldığında o devletin elçisi tutuklanır ve o ülkede bulunan Osmanlı tüccarı ve vatandaşları gelinceye kadar bu tutukluluk devam ederdi. Bu bakımdan yapılan işlem olağan bir şeydi.
Ancak garip olan hiçbir hazırlık yapmadan ayında savaş kararı alınıp elçinin tutuklanması idi. Osmanlı askerinin sefere en erken çıkması Mart sonu, Nisan başı olduğu halde aylar önceden savaş açtığını ilan etmek bir anlamda “hazırlıklarını tamamla” demekti. Rusya da aynen böyle yaptı.
8 Ekim 1768 tarihinde sefer kararı alındıktan 9 gün sonra kararı alan Sadrazam Hamza Paşa görevden alındı. Sebebi de Mısır valisi iken geçirdiği bir olay sebebiyle korkudan aklî dengesini yitirmiş olmasıydı. Yerine yine kendisi gibi silik bir şahsiyet Yağlıkçızade Mehmed Emin Paşa getirilmişti.
İstanbul’da kahvehane kabadayıları 12.000 güzide asker ile Kızılelma’ya kadar gidileceği nutukları atıyorlardı. Oysa ki serhat kalelerinde hiçbir hazırlık yapılmamış, zahire ve mühimmat takviyesi ihmal edilmişti.
Rusya yıllardan beri Kırım’ı ele geçirmeyi kafaya koymuştu. Rusya uzun yıllardan beri Kırım atlılarından çok çekmişti. Tatar atlıları Moskova önlerine kadar akınlar yapıyorlar ve her seferinde binlerce esirle dönüyorlardı.
Ruslar, 1736 yılında Kırım’a girmişlerse de halkı tamamen Müslüman olan bir ülkede kalamayacaklarını anlayarak çekilmişlerdi. Ancak Kırım’ı kalıcı şekilde elde etmek için psikolojik ve askeri tedbirlere başvurdular. Önce Kırım mirzalarından bir kısmını bağımsızlık fikrine inandırdılar.
“Siz Cengiz Han’ın torunlarısınız, niçin Osmanlı boyunduruğunda yaşayasınız?” diye kışkırttılar. Bu da yetmedi Tatar gençlerini afyon ve esrara alıştırarak zehirlemeye çalıştılar. Bir taraftan da Karadeniz’in kilit noktalarında Kırım berzahındaki kaleleri elde etmeye veya buralarda yeni kaleler yapmaya gayret ettiler.
1768 seferinin en büyük sebebi Rusların Lehistan (Polonya) iç işlerine karışmaları idi. Ruslar Lehistan’da yoğun bir propaganda yürüterek epeyce taraftar kazanmışları. Lehliler Rus yanlıları ve Rus karşıtları diye ikiye bölünmüşlerdi. Osmanlı ordusu Hotin önlerine vardığı zaman Rus yanlısı olan Lehliler Rus ordusunda Osmanlıya karşı savaşıyorlardı. Oysa ki Osmanlılar Lehistan’a Lehlileri Rus tasallutundan kurtarmak için gitmişlerdi.
Burada 1768- 1774 Osmanlı Rus savaşının ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak Rusya’nın 1700’lerden beri sadece askeri tedbirlerle yetinmediğini, Karadağ’da, Kafkaslarda, Kırım’da, Mora’da, Eflak’da, Boğdan’da halkı nasıl kışkırttığını ve kendisine taraftarlar bulmak için nasıl çalıştığını hatırlatmak istedim.
Şimdi Rus askerleri komşumuz Suriye’de. Hayatlarında hiç bulunmadığı, bulunmayı hayal bile etmedikleri topraklarda.
Niçin?
Ülkesinde ancak % 14’ü temsil edebilen, 380.000 kişinin katili Esed’in daveti üzerine Suriye’ye girmişler!
de Irak’a “Saddam’ın kimyasal silahlarını imha” için girmişti!
Davet alsa da ABD Ukrayna’ya giremiyor, sadece ekonomik ambargo uygulamakla yetiniyor. Rusya askeri ve psikolojik hareketi aynı anda uyguluyor ve gireceği topraklarda kendisine taraftarlar buluyor. Nüfus dengelerini baskı ve bombalar ile değiştirerek kendi istediği gruplara meydan açıyor, böylece o topraklardaki menfaatlerini koruyor.
Rusya bunu Çarlık Rusya zamanında yapıyordu. Sovyet Rusya zamanında devam ettirdi. Şimdi de Putin aynı yolda devam ediyor. Dinyeper ve Dinyester boylarında, Sibirya steplerinde Rus anneler çocuklarını Putin’in ihtiraslarına kurban olmak üzere yetiştiriyorlar.
Yazık…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

2 Yorumlar

  1. Burada 1768- 1774 Osmanlı Rus savaşının ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak Rusya’nın 1700’lerden beri sadece askeri tedbirlerle yetinmediğini, Karadağ’da, Kafkaslarda, Kırım’da, Mora’da, Eflak’da, Boğdan’da halkı nasıl kışkırttığını ve kendisine taraftarlar bulmak için nasıl çalıştığını hatırlatmak istedim.

  2. Şimdi Rus askerleri komşumuz Suriye’de. Hayatlarında hiç bulunmadığı, bulunmayı hayal bile etmedikleri topraklarda.
    Niçin?
    Ülkesinde ancak % 14’ü temsil edebilen, 380.000 kişinin katili Esed’in daveti üzerine Suriye’ye girmişler!
    ABD de Irak’a “Saddam’ın kimyasal silahlarını imha” için girmişti!

Comments are closed.