16 yıl beklediği böbrek, nakilden 2 ay sonra uyum sağladı

0
24

İSTANBUL’da 6 yıl önce böbrek nakli olan 23 yaşındaki Engin Ay 16 yıl boyunca nakil olmayı beklediğini belirterek, böbrek naklini kadavradan olduğu için 2 ay böbreğinin çalışmadığını aktardı.

Nakilden sonra hayatının değiştiğini dile getiren Ay, “Uzun bir dönem diyalize girdiğim için vücudum böbreğe hemen adapte olamadı, 16 yıl boyunca çok sıvı kaybetmişim. Böbrek nakli sonrası hayatım tamamen değişti. Artık dışarı çıkabiliyorum. Yemeklerden tat almaya başladım ve en büyük hayalim fotoğrafçı olmak” dedi.

Medicana Bahçelievler Hastanesi 3-9 Kasım Organ bağışı haftasının son gününde ‘Bir hayat yaşa bir hayat ver’ etkinliği düzenledi. Bir alışveriş merkezinde düzenlenen etkinlik dans gösterisi ile başladı. Etkinliğe Medicana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yunus Taşçı ve organ nakli olan hastalar katıldı. Dans gösterisinin ardından Op. Dr. Taşçı, organ nakline ilişkin söyleşi gerçekleştirdi.

Bir buçuk yaşındayken kronik böbrek yetmezliği teşhisi konulan Ay, iki buçuk yaşında diyalize girmeye başladığını ve 5 yıl evde diyalize girdiğini dile getirdi. O süreçte annesinin her şeyiyle ilgilendiği aktaran Ay, “6’ıncı yılımda vücudum kabul etmedi, hemodiyalize geçtim. 11 yıl da hemodiyalize girdim. O süreçte istediklerimi yapamadım, hiçbir yere gidemedim. Okul hayatım da olmadı, ilkokuldan sonra devam edemedim” diye konuştu.

“29 KİLO İLE NAKİL AMELİYATINA GİRDİM ŞİMDİ 45 KİLOYUM”

Su içmeyi çok sevdiğini ama ayda yarım litre su içtiğini fazla içince vücudunun şiştiğini belirten Ay, “Haftanın 3 günü diyalize giriyordum. Eve gelince mide bulantısı, baş dönmesi oluyordu. Nakil ameliyatı olduğumda 29 kiloydum. Nakil olduktan sonra boyum uzadı, kemiklerim iyileşti şu an 45 kiloyum” ifadelerini kullandı.

” NAKİLDEN SONRA 2 AY BÖBREĞİN ÇALIŞMASINI BEKLEDİM”

Kadavradan nakil olduğu için böbrek naklinden sonra 2 ay beklediğini ve 68’inci günüden sonra böbreğinin çalışmaya başladığını anlatan Ay, şöyle konuştu:

” Tedavim hala devam ediyor. İlk başta haftada bir, 3 günde bir, ayda bir gidip geliyordum. Hala daha günde 10 tane ilaç alıyorum. Başta çok ağrım oldu ama şimdi ağrım yok. Nakilden sonra hayatım değişti. Artık istediklerimi yapabiliyorum, canımın çektiği yiyecekleri yiyebiliyorum, tat almaya başladım. İstediğim yerlere gidebiliyorum tek sorunum mikrop kapmamak için toplu taşıma kullanamıyor olmam. Boyum uzadı, kemiklerim iyileşti. Önceden kitap okumazdım şimdi kitap okuyorum. İlgi alanlarım oluştu fotoğrafa merakım vardı, 1 buçuk senedir kendimi geliştirdim genelde portre fotoğrafları çekiyorum. İnsanlar mutlaka organlarını bağışlamalı, beni örnek alsınlar hayatım değişti. Ben de organlarımı bağışladım.”

“CANLIDAN DEĞİL KADAVRADAN YAPILAN BAĞIŞLARIN ARTMASINI İSTİYORUZ”

Medicana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yunus Taşçı ise yaptığı açıklamada Türkiye’de canlıdan yapılan bağışların daha yüksek olduğunu fakat kadavradan bağışların daha fazla olması gerektiğini aktardı. Halkta organ bağışına ilişkin farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Dr. Taşçı, “3-9 Kasım organ bağışı haftası biz de bu süre içerisinde toplumdaki organ bağışı bilincini artırıp farkındalık oluşturmak için ‘dans et ve bağışla’ etkinliği düzenledik. Halkımızda organ bağışına ilişkin ilgili olmasını ve duyarlılık oluşmasını hedefliyoruz” dedi.

“BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN KİŞİNİN YAKINLARI ORGAN BAĞIŞINDA BULUNDUĞUNDA 5-6 KİŞİNİN HAYATI DEĞİŞİYOR”

Türkiye’de karaciğer, böbrek, kornea, pankreas, ince bağırsak, kalp, akciğer gibi birçok organın naklinin yapıldığını belirten Dr. Taşçı, organ nakline ilişkin şunları söyledi:

“Türkiye, canlıdan yapılan nakillerde dünyada önemli bir noktada. Fakat bizim üzüldüğümüz nokta bu nakillerin canlıdan yapılması yani hastalarımızın bir yakının, akrabasının veya çok yakın arkadaşlarının onlara böbrek veya karaciğerinin bir bölümünü vermesi gibi bağışla yapılan nakiller. Ama biz istiyoruz ki bu nakiller sağlıklı insanlardan yapılmasın kadavradan yapılsın. Kadavradan yapılması için de beyin ölümü gerçekleşen fakat beyinde kanlanması olmayan, özel testler ve muayeneler çerçevesinde beyin ölümü tanısı konulan hastalardan alınan organlar gerekiyor. Bu organlar ihtiyacı olan hastalara naklediliyor. Böyle olduğu zaman sağlıklı bireyden böbreğinin birini ve karaciğerinin bir bölümünü almak zorunda kalmıyoruz.

Şu anda Türkiye’de 25-30 bin kişi böbrek bekliyor. Karaciğer bekleyen hastalarımızın sayısı 2-3 bin civarında. Hastalar maalesef bekleme süresinde hayatını kaybediyor. Beyin ölümü gerçekleşen hastanın yakınları organlarını bağışlarsa o organlar 5-6 kişiye can oluyor. Yakınları eğer organ bağışlamazsa bu hastalar haftalar içerisinde hayatını kaybediyor.”

Dr. Taşçı, “Organ bekleyen hastalarımıza, ‘organ çıktı’ dediğimizde gözlerindeki heyecanı görüyoruz o yüzden beyin ölümü gerçekleşen hastaların yakınlarına sesleniyorum, lütfen hastanızın organlarını bağışlayın” dedi.