Ana Sayfa Yazarlar 1564 Yılında Diyarbakır’da Karaçiyân Cemaati

1564 Yılında Diyarbakır’da Karaçiyân Cemaati

570
PAYLAŞ

1564 yılında Diyarbakır çevresinde yaşamakta olan Karaçiyân topluluğu, çengî, çingâne mi, yoksa Karkın boyuna mensup Oğuz Türkmeni mi idiler?

Karaçi, bugün Pakistan’da Sind eyaletinin merkezi olan büyük bir şehir.
Diyarbakır’ın Garbî-i Amid nahiyesinde Diyarbakır eyaleti içerisinde yaşayan bütün Karaçiyân cemaatleri toplu olarak kayıt edilmişlerdi. Hacı Halil Kethüda’nın emrinde yaşayan 114 neferlik (yetişkin erkek) Karaçiyân cemaati Nefs-i Amid’de iskân olunmuş ancak bunlar için bir mahalle tahsisi yapılmamıştı.

yılmaz hoca7Amid’de, Hindî Baba mahallesinde yaşayan 69 neferlik bir Karaçiyân cemaati daha vardı. Defterde daha sonra Mardin, Çayı, Hasankeyf, Savur, Kiğı ve Ruha (Urfa) nahiye ve sancaklarında yaşayan Karaçiyân mensupları tek tek baba isimleriyle birlikte yazılmışlardı (TD.155 (1564), v. 94b- 98a).
Çayı nahiyesinde yaşayan 61 nefer için “An cemaat-i Mutribân, tâbi-i Karaçiyân-ı m.” kaydı düşülmüştür. “Mutrib”, bilindiği gibi “çalgı çalan, çalgıcı” anlamındadır. Aynı şekilde Savur nahiyesinde yaşayan 52 nefer ve Kiğı’daki 34 nefer için de “mutribiyân” denilmektedir.
Amid’de yaşayan 19 neferlik Karaçiyân topluluğu için ise doğrudan “An Cemaat-i Çingâne-i Diyarbekir, tabi-i Karaçiyân-ı m.” denilmekteydi. 7 neferli küçük bir topluluk ise “An Cemaat-i Hürmüziyân, tâbi-i Karaçiyân maa Demürciyân” şeklinde yazılmıştı. Hasankeyf’te yaşayan 71 neferlik topluluk ise “An Cemaat-ı Çengiyân-ı Karaçiyân” şeklinde kayıtlı idi. “Çengi”, “oyuncu, köçek” anlamındadır.

yılmaz hoca3Türk Tarih Kurumu eski başkanlarından Yusuf Halaçoğlu’nun hazırladığı 6 ciltlik eserde, bu cemaatlerin hepsi Karaçayan Cemaati olarak okunmuş ve hepsi de Karkın boyuna mensup olarak gösterilmiştir. Burada adı geçen Karaçayan Yörükleri’nin daha çok Saruhan, Balıkesir, Karesi, Bigadiç ve Diyarbekir yörelerinde yaşadıkları görülmektedir.
Karaçiyân kelimesinin çingeneleri ifade etmek üzere kullanıldığı, bunun Oğuzların 24 boyundan birisi olan Karkın boyu ile bir ilgisi olmadığı açıktır. En azından Diyarbakır için verilen bu kayıtlarda geçen “çengiyân”, “çingâne”, “demürciyân”, “Hürmüzân” gibi ifadelerden bunu anlamaktayız. Türklerin “Abdâl”; Kürtlerin ise “Gevende” diye adlandırdıkları grup bazı yönlerden çingenelere benzese de bunların çingenelikle bir ilgileri yoktur ( İsmail Altınöz, Osmanlı Toplumunda Çingeneler, Ankara 2013, s.88).
Diyarbakır’da kayıtlı olan Karaçiyân taifesinin toplam nefer sayıları tarafımızdan 673 olarak hesaplanmıştır. Ödedikleri toplam vergi 37.000 akça olduğuna göre bunların kişi başına 50 akça ödediklerini söyleyebiliriz.

yılmaz hoca1564 yılında bölgede yaşamakta olan bu 673 neferlik çingâne veya defterin diliyle Karaçiyân topluluğunun “Avarızhâne Defterleri” ve “Vergi Tevzi Defterleri”nde “Cemâat-ı Karaciyan” şeklinde geçtiği tespit edilmiştir (İbrahim Yılmazçelik, XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Diyarbakır, Ankara 1995, s.170). Diyarbakır’da XIX. Yüzyılda “Kıbtî” deyiminin geçmemesi de ( Yılmazçelik, s. 115) bunların Karaçiyân diye adlandırılmış olması dolayısıyladır.
Özün özü: İpek yolu üzerinde bulunan Diyarbakır’ın çok dilli, çok kültürlü yapısı içerisinde bu 673 neferlik çingene topluluğunun, demircisiyle, çengisiyle, mutribi ile Diyarbakır gecelerine pembe bir renk kattığında şüphe yoktur.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam