15 Temmuz yargılaması 40 yılın hesaplaşmasıdır

0
60

Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişiminde faillerin halen yargılanmadığına işaret ederek, “Darbe olalı 6 ay oldu. Silahı alan, insanları öldürenler belli. Niye bunlar hala yargılanmadı diye soruyorlar. İdam, idam diye insanlar niye sokakta bağırıyor, sonuç görmek istiyorlar.

Vatandaşın yüreğini soğutun. Beklentimiz çok açık, bu yargılama 40 yılın hesaplaşmasıdır. İşleri hızlandırırsak milletin hırsı da inecek, yüreği de soğuyacak. Böylece giden geri gelmiyor, ama adalet tecelli etti diyecekler” dedi.
Başbakan Yıldırım, Adli Veri Bankası Tanıtım Töreninde konuştu. Yargı camiasının duayeni sayılan isimlerin ‘367 milletvekili olmadan Meclis’te cumhurbaşkanı seçimi’ yapılamayacağı gibi ‘icatları’ neticesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tıkandığını belirten Yıldırım, “Bugün, cumhurbaşkanlığı sistemine giden adımları o gün yaşanan kriz dolayısıyla atmak zorunda kaldık. Halkoylamasına konu olan anayasa değişikliği esasen 2007’de cumhurbaşkanının seçilememesi dolayısıyla gittiğimiz halkoylamasında cumhurbaşkanının vatandaş tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliğinin tamamlanmasıdır. Esasen budur. Olayı bu şekilde görmek lazım” şeklinde konuştu.
-“TATARINDAN KURTARDIK, BETERİNE RASTLADIK”-
“Bir tehlikeyi bertaraf ederken farkında olmadan başka bir tehlikenin kapımızı çaldığının farkına varamadık. Tatarından kurtardık, beterine rastladık” diyen Başbakan Yıldırım, FETÖ’cülerin sinsice 2010 referandumundan sonra yürüttükleri faaliyetleri aleni hale getirerek, yargıyı kendi kirli emelleri doğrultusunda kullanma durumuna geldiğini ifade etti.  15 Temmuz darbe girişiminin, bu aymazlığın zirveye ulaştığı olaylar olarak karşılarına çıktığını kaydeden Yıldırım, şöyle devam etti:
“Ben, uzun yıllar AK Parti hükümetlerinde Ulaştırma Bakanlığı yaptım. Doğrusu biz hep, ‘Trafikte hız felakettir, internette hız berekettir’ derdik. Şimdi buna ‘Adalette, yargıda hız berekettir’i ekliyorum. Yargının hak ettiği güveni kazanması için yargılamada hızlanmamız lazım, geç kalan adalet, adalet değildir. Geciken adalet yargıya olan güveni azaltır.
Ancak erken hüküm vermenin getireceği sıkıntıları sizler, bizlerden daha iyi bilirsiniz. Ancak vatandaş tarafından baktığımız zaman geciken adalette yargıya olan güveni azaltıyor. İşte bunun için Adalet Sarayları yaptık. Saraylar çok güzel, binalar çok güzel. İçerisi daha önemli, orada karar verilecek insanlar, alınacak kararlar hepsinden daha önemli, bunu da biliyoruz. ‘Adalet, mülkün temelidir’ diye yazılar vardı, bodrumda mahkemeler vardı, biz de çocukken böyle düşünürdük, ‘Temeli demek buymuş’ diye. Bugün adliye sarayları, bulundukları yerin en gösterişli, itibarlı binaları.
Ülkemizin en acil konusu, adaletin hak ettiği itibarı kazandırmaktır. Vatandaşın beklentisi şu, soruşturma ve kovuşturma iki aşama var. Vatandaş şöyle diyor, ‘Yargı soruşturmayı polise havale etmiş, kovuşturmayı da bilirkişiye havale etmiş, bunun adına da yargı diyorlar.’  Böyle değil, bu haksızlık. Soruşturmanın neden polise havale ettiği kanaati var.
-“BENİM EN YAKINIMDAKİ İNSANA DİNLEME YAPILIYOR”-
17 Aralık’ta biz bunu gördük. Dosyalardan savcıların en son haberi oldu. Polis birisi isimsiz ihbarsız ihbarda bulunuyor. Bu masada oturan ihbar ediyor, yanındaki masada oturan onu alıyor, sınırsızca dinlemeler, hukuka uymayan delil toplamalar, sonunda şu kadar dosyayla savcıdan olur alıp, işlem başlatıyor. Bu yargı, yargı değil. Bu yol, yol değil. 17 Aralık’ta bütün foyaları ortaya çıktı. İsim vermeyeceğim. Benim en yakınımdaki insana dinleme yapılıyor. Bunu bir şekilde ben öğreniyorum. O dönemdeki İçişleri Bakanı’na söylüyorum, dinleme var diyorum. Gidiyor ilgili birime, deniyor ki, “Böyle bir şey yok.” “Olmaz” diyorum, gidin bir daha bakın. UYAP’a bakıyorlar, UYAP’ta yok, polisin dosyalarında bakıyorlar, orada yok. İki gün sonra dinleme kesiliyor. Sonra, ikinci hakimlikten yapılan bu dinleme, dördüncü hakimlikten tekrar başlıyor. Tekrar arkadaşları yola çıkarıyoruz. Gidip geliyorlar, yine bir şey yok. Bu dosya 17 Aralık’ta önümüze çıkan dosya. Ne UYAP’a koyuyor, ne kollukta bir numara veriyor, tamamen masa altı, çekmece altı bir çalışma. Yani, yasa dışı bir yasal işlem. Bu camiaya yakışır mı? Allah’a şükür bunlar geride kaldı. 15 Temmuz Türkiye için her bakımdan bir milattır. O gece, savcılarımızın elimizdeki vatansever askerlerimizle, polislerimizle, emniyet müdürlerimizle beraber aynı anda gözaltıları başlattılar. O alçaklar, asker kılığındaki teröristler bir kez daha gördüler ki bu ülkenin evlatları, bölücülere asla bu ülkeyi teslim etmiyor. Bu darbenin başarıyla alt edilmesinde büyük gayret gösterdiler, kendilerine de teşekkür ediyorum.”
-“BUGÜN 3 BİN 581 HAİN SİZİN ARANIZDA ARTIK YOK”-
Kalkınmada çok fazla şeyin çok daha önce yapıldığını belirten Başbakan Yıldırım, adaletteki yapacaklarında biraz geciktiklerini söyledi. Yargıdaki temizliğin devam ettiğini ifade eden Yıldırım, “Bu alçak FETÖ örgütüyle ilgili temizlikte yargıdaki başarımız diğer kurumlara göre çok daha iyi durumda. Bunun için sizleri tebrik ediyorum. Bu tesadüfi değil, çünkü siz en önce yüzleşen kurumsunuz. 2010 referandumundan sonra FETÖ’cüler su yüzüne çıktılar. Size kazık attılar ve kendilerini ifşa ettiler. O kadar özgüven sahibiydiler ki, ‘Artık bize kimse bir şey yapamaz’ dediler. Kendilerini ele verdiler, günü geldiğinde hepsini teker teker tespit edip ayıkladınız. Bugün 3 bin 581 hain sizin aranızda artık yok. Yardımcı personelden 4 bin 235’ini yine sistemden temizlediniz. Fakat bunlarla yetinmeyin. Hala alt kademelerde bu yapıya sahip olan PDY ve FETÖ organizasyonuna sahip olan insanlar mutlaka vardır. Bu konudaki çalışmaları rehavete düşmeden devam etmenizi bekliyorum” şeklinde konuştu.
-“ADALETİ VE KALKINMAYI 14 YILDIR BİRBİRİNDEN AYRI TUTMADIK”-
Yargıyı hızlandıracak, zamanında tecelli ettirecek birçok sistemi hayata geçirdiklerini ifade eden Yıldırım, istinaf mahkemelerinin yüksek yargının yükünü azaltacağını umut ettiğini belirtti. Arabuluculuk, bilirkişilik kanunun yeniden hayata geçirilmesi, kişisel verilerin korunması kurulunun kurulması, iflas ertelemelerinin önüne geçilecek düzenlemelerin yapılması ve kamu denetçiliği gibi kurumların hayata geçirilmesinin, yargının işini kolaylaştıracak önemli adımlardan biri sayılabileceğini ifade eden Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:
“Adaleti ve kalkınmayı 15 yıldır birbirinden ayrı tutmadık. Her zaman adaletin tam olarak tesis edilmesiyle gerçek kalkınmanın mümkün olacağını savunduk. İşte bu bilinçle hukukun temellerini güçlendirecek, işletişini hızlandıracak her yeni adım bizi hızlandırır. 223 adalet sarayı inşa etti, gerekirse yeni adalet sarayları da inşa ederiz. Yargı süreçlerini hızlandırmak için hakim ve savcı sayılarında yüzde 70’e varan bir artış temin ettik. Yargı mensuplarını 9 binden yaklaşık 16 bine yükselttik. Bütün bunlar yargının hız kazanması, adaletin gecikmeden tecelli etmesini sağlamak için. Ulusal Yargı Ağı Projesi ile bütün adliyelerle ilgili birçok kurumu elektronik sistemle birbirine bağladık. Ses ve görüntülü bilişim sistemi SEBGİS ile ifade edilen savunma alma gibi birçok işlemin uzaktan görüntülü olarak yapılmasına imkan verdik. Böylece ceza yargılamalarının masraflarını da azaltma imkanına sahip olduk. İstinaf mahkemeleri, çok önemli bir boşluğu doldurdu. Her şey yüksek yargıya, temyize gidiyordu. Şimdi belirli sınırlar getirildi. Buna göre sınır altında kalan davalar istinaf mahkemelerinde görülecek, böylece Yargıtay’ın ve Danıştay’ın yükü önemli ölçüde azalacak.
-“OHAL DEVAM EDECEK”-
Vatandaşın bilgi edinme hakkını anayasal güvence altına aldık. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını getirdik. Biliyorsunuz, 15 Temmuz’dan sonra bir OHAL süreci yaşıyoruz, FETÖ’cüleri temizlemek için bu OHAL devam etti. OHAL, vatandaş için ilan edilmiş bir durum değildir. OHAL’i biz devlet olarak kendimize ilan ettik. Sebebi, bu alçak örgütün mensuplarını başta türlü temizleme şansımız yoktu. Bunun için OHAL devam edecek.
OHAL dolayısıyla memuriyetten çıkarılanlarla ilgili yargı yolu kapalıydı. Bu yüzden de, 70 bin civarında dosya bireysel başvuru ile AYM’de bekliyordu. Şimdi yaptığımız en son düzenlemeyle, itiraz yolunu hukuki bir zemine kavuşturduk. Ancak bunu yeterli görmedik, ileride bu davaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme ihtimaline karşı bir itiraz komisyonu oluşturduk. Bu komisyon 7 kişiden oluşturulacak, atama şekilleri belli. Bu komisyon itirazlar inceleyecek, incelemeler sonunda ya görevine iade edilecek, delillere bakılacak. Ya memuriyete iade edecek ya da verilen karar doğrudur diyecek. Bunu yaptıktan sonra bu kişilere yargı yolu açılmış olacak. Ya Danıştay’a ya idare mahkemesine gidecek. En son bireysel başvuruya gidecek. Orada da bir sonuç alamazsa AİHM’e gidecek.
Bu yaptığımız düzenleme, bir anlamda OHAL süresince dahi hak arama, yargı yolunun açılmasıdır. Böylece bütün mağduriyetleri ortadan kaldıracak. Her ne kadar ihanet yapmış olsalar da, Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin gereği de, herkesin hakkını hukukunu sonuna kadar aramasıdır. Etkin itiraz sistemini de böylece başlatmış olacağız. Burada verilen kararlar adli kararlar değil, idari kararların kesinlik kazanmasıdır. Bu kararlar hak arama yollarını açmaya yarayan kararlar olacak.
Bakın bugün yargı mensupları, işte FETÖ bağlantılı olanların görevine son verildi. Bunlar Danıştay’a gittiler, Danıştay bakamam diye geri gönderdi. Dolayısıyla bu mekanizmayla tekrar itirazlarını yapabilecekler. Bu itirazdan sonra da artık mahkemeler ben bakmam diyemeyecek. Ama bu ülkeyi yıkmaya çalışanlar tekrar sağdan soldan arka kapıdan giremeyecekler. Kazaya kurban gidenler olabilir, mümkündür. Bunların mağduriyetlerini önlemek hukuk devleti olarak da bizim görevimizdir. Tüm hukuk mekanizmalarını eksiksiz çalıştırmak için gereken her çalışmayı yapıyoruz.”
-“BU YARGILAMA 40 YILIN HESAPLAŞMASIDIR”-
Adaletin olmadığı yerde hiçbir şeyin olmayacağını ifade eden Başbakan Yıldırım, adaletin gecikmeden tecellisi için bütün imkanların seferber edilmesi gerektiğini belirtti. Vatandaşlarımız bir noktadan rahatsız olduğunu dile getiren Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Darbe olalı 6 ay oldu. Silahı alan, insanları öldürenler belli. Niye bunlar hala yargılanmadı diye soruyorlar. Yani bu bizatihi görüntülerde insanları öldüren, insanların üzerine bomba atanlar, bunu itiraf edenler, her türlü delili elde olanlar ayrı bir paket halinde niye yargılanmaz? Ben de size soruyorum. Bunları ayrı yargılayın, bunlarla irtibatlı olanları da ayrıca yargılayın, vatandaşın yüreği soğusun. İdam, idam diye insanlar niye sokakta bağırıyor, sonuç görmek istiyorlar. Vatandaşın yüreğini soğutun. Tabii bu yargının işi, anlamadığımız birçok şey söylüyorlar. Ama vatandaş bunların hiçbirine itibar etmiyor, diyor ki ‘Benim evladımı öldürdü, adam da şu, her türlü bilgisini biliyorum, görüntüsü orada. Daha ne bekliyorsunuz? Bunun hesabını gör, kararını ver’ diyor. Ben vatandaşın elçisiyim, ne duyuyorsam size söylemek durumundayım. Böyle bir fırsat da ayağıma her zaman gelmiyor. Dolayısıyla beklentimiz çok açık, bu yargılama 40 yılın hesaplaşmasıdır. Birinci dereceden darbeciler, ikinci dereceden örgüt mensupları, üçüncü dereceden onlara yardım ve yataklık edenler; bu şekilde işleri hızlandırırsak milletin hırsı da inecek, yüreği de soğuyacak. Böylece giden geri gelmiyor, ama adalet tecelli etti diyecekler. Bu konuyu bu vesileyle bir kez daha sizlerle paylaşmış oluyorum.”