Ana Sayfa Yazarlar 15 Temmuz DARBE girişiminin BATI ayağı

15 Temmuz DARBE girişiminin BATI ayağı

237
PAYLAŞ

15 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük bir DARBE yapılmak istendi. Darbe başarılı olamadı. Ama yine de 247 şehit, 1550 yaralı, muazzam bir itibar kaybı, büyük bir ekonomik yıkım. Tek sevindirici yanı ise Türk halkının, Türk siyasetinin, Türk basınının darbeye karşı ortak tutum sergilemesiydi.

Başarısız bu darbe teşebbüsü bile Türkiye’yi en az 10 yıl geriye götürmüştür.
Bu darbe girişimi pek çok yönden araştırma konusu olacaktır. Ancak unutulmaması gereken BATI’nın bu darbenin neresinde olduğudur.
Yurt içinde bazı darbe özlemcilerinin RTE düşmanlığını millet ve devlet düşmanlığı seviyesine çıkardıklarını zaten biliyorduk.
Bu kesimi yönlendiren, imrendiren Batılı ajanların bu darbede üst akıl olduklarını düşünüyorum.
Türkiye Özal döneminde başlayan ekonomik atağı ile dünyanın ilk 20 ekonomisi içerisine girdi. Artık ihraç ürünlerimiz fındık ve pamukla sınırlı değil. Kendi tankını, kendi İHA’sını üreten, kendi savaş gemilerini denize indirebilen bir Türkiye Cumhuriyeti var. Açılan otobanlar, hızlı trenler, köprüler, havaalanları Batılı dostlarımızdan çoğunu sevindirmiyor. Aksine rahatsız ediyor.
Batı hala Papaz Piyer Lermit’lerin etkisi altında. Bütün dünyada artan İslamofobi, İslâmın lideri olarak gördükleri Türkiye üzerinde odaklanıyor.
Hele TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Türk ve Akraba Topluluklarının yurt dışındaki faaliyetleri gerçek etkisinden belki bin kat daha fazla bunlar üzerinde korku yaratıyor.
Batı’nın Türkiye’ye layık gördüğü görev “Mülteci Kampı Müdürlüğü”. Irak’tan, Suriye’den kaçan insanları Türkiye, kendi bütçesi ile besleyecek bunların Avrupa’ya geçmelerine engel olacaktı. Türkiye bunu yapmak için Batı’ya şart koştu. Ve Batı’ Batı’lığını yaptı.
Batılı medya kuruluşlarından bir kısmının Türkiye’deki darbenin başarısız oluşunu “Kaybettik” şeklinde değerlendirmesini Türk insanı kayıt etmiştir. Yarım ağızla yapılan “Seçilmiş hükümetin yanındayız” tarzındaki açıklamaların ardından hemen Türkiye’nin kredi notu düşürüldü. Atatürk Hava Limanı saldırısından sonra Türkiye’nin acısını, “turist göndermeyerek” bir kat daha artırdı.
Ben bazı kimselerin uydurduğu “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” kandırmacasına inanmıyorum. Çünkü bu sözün açılımı “Türk’ün hiç dostu yoktur” anlamı taşır. Doğru olan “Devletlerin ezeli dostu, ebedi düşmanı yoktur. Devletlerin menfaatleri vardır” sözüdür. Türkiye, bir Avrupa devletidir ve Avrupa’ya hiçbir şekilde sırt dönemez.
15 Temmuz Darbesinin arkasında sadece FETÖ terör örgütü olduğuna inanmıyorum. Bu adamlar Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli kademelerine sızmışlar. Bunu geç de olsa Devlet gördü ve tedbir almaya başladı. Ama FETÖ’nün böyle bir darbeyi tek başına yapacak gücü olduğunu sanmıyorum. Gözaltına alınan 125 general ve amiralin ve yüzlerce subayın hepsinin FETÖ’cü olduğunu da sanmıyorum. Bunların unvanı, rütbeleri ne olursa olsun, bunların tamamı birer piyondan başka bir şey değildir. Batı, bunlara yeşil ışık yakmasaydı böyle çılgınca, böyle haince bir şeye girişemezlerdi.
Türkiye Cumhuriyeti, 3 ay ve muhtemelen çok daha uzun süre devam edecek olan OHAL ile, ülke içerisini belli bir oranda “temizleyecek”. Bazılarının “inlerine” girecek. Ama PKK terörü gibi FETÖ fitnesi de uzun yıllar artık Türkiye’nin gündeminde olacak.
İktidara ve devlete düşen halktan aldığı bu açık desteği akıllı yönetmesidir. Aşırılık ve kuralsızlık yeni düşmanlar yaratır, ama hiçbir çözüm getirmez. Asker ve polis için alınan tedbirler bir zorunluluk olabilir. Ama bunlar yapılırken üniversitelerde “temizlik” harekâtına aynı zaman diliminde başlanılması, temizliğin sıradan “öğretim üyesi”ne kadar indirilmesi pek çok soruyu ve sorunu birlikte getirir.
Şimdi sinirler gergin. En masum sözler bile yanlış anlaşılmaya gebe. Bu yüzden fazla detay, faydadan çok zarar verebilir. Ama bütün bunları konuşmak, tartışmak zorundayız.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam