1 Kasım 1922 Osmanlı saltanatının kaldırıldığı gündür. 17 Kasım1922’de Sultan Vahideddin (Vahdeddin, VI. Mehmed) ailesini ve yanına alabildiği şahsi eşyalarını alarak limanda beklemekte olan İngiliz harp gemisine binerek Malta’ya gidecektir. Vahideddin bazı çevrelere göre işbirliği yaptığı İngilizlere sığınarak kaçmıştı. Bazı çevrelere göre canı bağışlanarak sürgüne gönderilmişti.
Şahsında padişahlık yanında halifelik unvanını da taşıyan Osmanlı sultanının padişahlık yetkilerinin doğrudan Büyük Millet Meclisi’ne geçmiş olduğu da 1 Kasım 1922 kararı ile hukukî zemine oturtulmuştu. Kararın ikinci maddesinde ise halifelik makamının TBMM kontrolünde işleyeceği bildirilmişti.
Gazi Mustafa Kemal, Lozan görüşmeleri öncesinde halifelik makamının Türkiye’de olmasında yarar görmüştü. Başta Hindistan olmak üzere halkı Müslüman olan pek çok sömürgeye sahip olan İngiltere karşısında pazarlık yapabilmek için halifelik makamının Türkiye’de bulunması önemli bir koz idi. Gazi Mustafa Kemal de bu kozu son derece dikkatli ve verimli bir şekilde kullanmıştır.
Hindistan’da önemli etkisi olan Hint Hilafet Hareketi, Vahiddedin’in İngilizlerle işbirliği yaptığı tezini benimseyerek 1 Kasım 1922 kararına tepki göstermemiştir. “Bütün Hindistan Müslümanları Birliği Kongresi”nde Kuva-yı Milliye’nin İslâmiyete ve Türklüğe yaptığı hizmet gündeme getirilmiştir. Lozan’da Türk tezini destekleyen Müslüman Birliği Kongresi, Mustafa Kemal Paşa’ya “Mücahid-i Hilafet” ve “Seyfü’l-İslâm” yani “İslâmın Kılıcı” gibi unvanlar vermiştir.
Hint Müslümanlarının kendi rızıklarından keserek Türkiye’ye gönderdikleri yardım diğer İslâm ülkelerinden gelen yardımla birlikte toplam 132.250 İngiliz lirası veya 1.035.608 Türk Lirasıdır. İş Bankası’nın 1 milyon TL olan sermayesinin 600.000 lirası Hindistan Müslümanlarından gelen yardımdan sağlanmıştır. 1921 yılında TMMM hükümetinin bütçe geliri 46 milyon liradır. Bu kıyaslamalar gönderilen paranın bugünkü değerini anlamamız açısından önemlidir. Yine bu paradan Cumhuriyet gazetesine 10.000 TL; Halk Fırkası Genel Sekreteri Recep Bey’e 50.000 TL Gazi Hazretleri’nin emri ile ödenmiştir.
Paris Kongresi’nde İngiltere ve Fransa’nın Ermeni ve Kürt devleti kurdurmak ve böylece Osmanlı’yı parçalamak istiyorlardı. Onların bu amaçlarına Kürt Şerif Paşa alet olsa da Kürt aşiret reisleri çektikleri protesto telgrafında “önce Müslüman, sonra Osmanlı, sonra Kürt” olduklarını belirterek protestoda bulunmuşlardı.
1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılırken Lozan’da muhatap alınması gereken tek yetkili makamın Ankara olduğu kesin şekilde ortaya konulmuş oluyordu. 623 yıllık Osmanlı saltanatının tarih olması İngiltere için olumlu bir karardı. Hele devrik padişahın ellerinde bulunması ikinci bir koz olarak değerlendirilebilirdi. Buna karşılık Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın halifeliğin gerekliliğini savunması ince bir siyasetti. Lozan’da İngilizlere karşı Türk tarafının elini güçlendirecek; içte ise padişahlığın kaldırılmasına karşı muhtemel bir tepkiye karşı savunma mekanizması olacaktı.
1Kasım 1922 tarihli meclis kararının ikinci maddesinde ise:
Halifelik makamı Osmanlı hanedanına ait olup, halifeliğe TBMM tarafından bu hanedanın bilgi, ahlak yönünden en olgun ve en layık olan kişisinin seçileceği bildirilmişti. 1 Kasım tarihi belki de tesadüf olarak Hz. Peygamber’in doğum gününe rastlamıştı. Gazi Hazretleri yaptığı konuşmada bu tesadüfe işaret ederek “ inşallah bu hayırlı bir tesadüftür” demekteydi. Aynı gün Rauf Orbay 1 Kasım tarihinin Milli Bayram olarak kutlanması için kanun teklifi vermiş ve bu teklif kabul edilerek yasalaşmıştı. Ne var ki 1 Kasım Bayramı hiçbir zaman kutlanmadı ve unutulup gitti.
1 Kasım 1922’de Osmanlı saltanatına son verilmiş olması yurt içinde bir tepki doğurmadı. 18 Kasım 1922 tarihinde Başvekil Rauf Bey meclis kürsüsünden Vahiddedin’in İngiltere’ye kaçtığını duyuruyordu.
Osmanlı hanedanının en bilgili, en layık kişisi olarak seçilen Şehzade Abdülmecid Efendi iyi Fransızca bilen, açık fikirli, ressam bir kişi idi. Göstermelik bir halifelik makamına oturtulduğunu, hiçbir yetkisi olmadığını anlayamadı. Halifelik makamının denetimi İstanbul’a gönderilen Adnan Adıvar’ın görevi idi. Yabancı heyet kabul etmesi, demeç vermesi yasaktı. Cuma Selamlığı’na çıkarken Fatih’in sarığına benzer bir sarık sarması isteği bile kabul edilmeyerek “redingot ve İstanbulin” giymesi salık verilmişti.
1924’e kadar bu yetkisiz halifelik makamında oturan Abdülmecid Efendi halifeliğin kaldırılması ile birlikte bütün saltanat üyesi erkek ve kadınlarla, damatlar da dahil olmak üzere yurt dışına sürgün edildiler. Böylece 1299’da başlayan hanedan 625 yıl sonra 1924’te son bulmuş oldu. Ancak Osmanoğulları’nın yurt dışı maceraları Londra’dan Paris’e; Mısır’dan Çin’e; Çin’den Japonya’ya kadar bütün dünyada çoğu zaman bir trajedi olarak devam edip gitti.

PAYLAŞ
Önceki İçerikBüyük risk aldı
Sonraki İçerikVolkan Konak Bochum’da konser verdi
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.

Comments are closed.